}
Mutluluk Sohbeti 24.06.2002
Mp4 Mp3 Link

Sohbet Kodu: 104091

SOHBETİN ADI: MUTLULUK SOHBETİ
TARİH: 24.06.2002


Sevgili öğrenciler, izleyenler, dinleyenler! Can dostlarım, gönül dostlarım! Sevgili kardeşlerim! İşte Allah’ın huzurunda bir yeni sohbet, bir mutluluk sohbeti! Ve gene bir aradayız, gene beraberiz.

Sevgili kardeşlerim! Allah muhakkak ki herşeyi en güzel standartlarda oluşturmuştur, sizi de… Her biriniz milyonların içinde en uygun olanısınız. Allah’ın seçimiyle doğdunuz. Varsınız. Öyleyse Allah’ın temel emrini bileceksiniz ve onu gerçekleştirmek üzere var olacaksınız. Bu emir tek bir emirdir; sizin mutlu olmanız! Bu çevrenizin de mutlu olması demektir. Bu herkesin mutlu olması demektir. Toplum bir iletişim sahasıdır. İnsanların birbirine karşı olan davranış biçimleri iki tarafı da mutlaka etkisi altına alır.

İşte bunun için sevgili kardeşlerim, alacağınızla vereceğiniz hep birbirine eşittir. Eğer etrafınızdaki insanlara onları mutlu edecek davranışlarda bulunursanız onlardan da sizi mutlu edecek davranışlar geriye döner. Sizin çevrenize ulaştırdığınız her güzellik onlarda mutlaka pozitif bir tesir uyandırır, pozitif bir dalga boyuna dayalı olarak. Her pozitif dalga boyu ulaştığı yerden pozitif dalga boyu oluşturarak geriye döner. Her negatif dalga boyu için de aynı şey söz konusudur.

Öyleyse nasıl bileşik kaplar usûlünde kaplardan bir tanesindeki suyun seviyesi neyse, diğerinde de otomatik olarak aynı seviye oluşacağı fiziğin şaşmaz bir kuralıysa, insanların ilişkilerinde de pozitifin o andaki etkisi pozitiftir, cevabı gene pozitiftir. Negatifin o andaki etkisi negatif, sonucu yani geri dönüşü gene negatiftir. Öyleyse bir etki ve tepki münasebeti sizinle etrafınızdaki insanlar arasında devamlı mevcut.

Öyleyse sevgili kardeşlerim, Allah’ın size emri odur ki etrafınızdaki insanları kırıcı olmayın. Varlığınızla kimseye bir rahatsızlık vermeyin. Eğer sizden insanlar rahatsız oluyorsa o zaman bunda bir büyük hata vardır. Bu hatayı mutlaka değiştirmek, düzeltmek mecburiyetindesiniz.

Sevgili öğrenciler, izleyenler ve dinleyenler! Öyleyse dalga boylarına dikkatle bakın! Sükûnet verici, huzura kavuştuğunuz davranış biçimlerinin sahibi olmalısınız. Etrafınızdaki insanlara hep güzel şeyler söylemeye çalışın. Mesela bugünlerde maçlardan bahsedin onlara. Allah muhakkak ki herşeye kaadirdir. Bu yıl bir sürpriz yapabilir.

Sevgili öğrenciler, izleyenler, dinleyenler! Can dostlarım, gönül dostlarım! Hepinizin mutlu olması, Allah’ın temel emri dedik. İnsanlar mutluluğu kendi standartlarına göre bir şekle oturtmuşlardır. Mutsuzluklarının sebebini hep başkalarında arayan insanlar, mutsuzluk dizaynının kendilerine ait bir sebep taşıdığını hiç akıllarına bile getirmezler. Hep başkaları kabahatlidir onlara göre, kendilerinin hiçbir hatası yoktur. Ne hikmetse etrafındaki herkes onlardan rahatsız olur. Huzursuzluk verirler etraflarına. Ama kendilerine sorarsanız eğer bunun bir sebebi yoktur. Sebep karşılarındaki insanlardır. Eğer etrafınızdaki insanlar size bir negatif tavır takınıyorlarsa; siz bir kişisiniz, her gün diyelim on kişi ile sabahtan akşama kadar olan devrede on kişiyle karşılaşıp muhattap oluyorsunuz yani bir konuşmanız geçiyor. Bu on insanın hepsi de size karşı tavırlıysa, başka bir ifadeyle sizden rahatsızlık hissediyorlarsa, o zaman sevgili kardeşlerim, sizde mutlaka değiştirilmesi lâzımgelen bir şey var. O değişikliği yapmak mecburiyetindesiniz.

İşte böyle bir dizayn söz konusu. Değişikliğin yapılması gerekiyor. Başka insanlara olan davranışınızı en güzel davranışlara dönüştürmek size ağır gelebilir. Ama faturayı unutmayın gene siz ödeyeceksiniz. Etrafınızdaki insanlara nasıl davranırsanız onlardan aynı karşılığını mutlak olarak alırsınız.

Öyleyse bu negatif dizaynı pozitife çevirmek sizin başka insanlara vereceğiniz mutlulukla mümkündür. Sevgili kardeşlerim! Çok zor bir şeyden mi bahsediyorum? Birazcık kendinize dikkat etseniz, etrafınızda olan insanların sizden bir parça mutluluk beklediğini dikkate alsanız, onları mutlu etmek için bir şeyler yapsanız, bir kelime söyleseniz, bir güler yüz gösterseniz, onların gönüllerini alsanız, her biriyle ayrı ayrı meşgul olsanız. Hadi söyleyin bakalım şimdi bana, ne kaybedersiniz? Ama böyle yapmadığınız için çok şeyler kaybediyorsunuz. Hem siz mutsuz oluyorsunuz hem etrafınızdaki insanlar mutsuz oluyor.

Sevgili kardeşlerim! Mutluluğu enayilik zanneden birçok insan var yeryüzünde. Bunlar akıllı insanlar olduklarını düşünürler hep. Ve hep bir hesapları vardır; başkalarını kendileri için kullanmak. "Niçin ben çalışacakmışım? Etrafımdaki insanlar çalışsınlar. Niçin ben insanlara güler yüz gösterecekmişim? Onlar bana güler yüz göstersinler. Almadan vermem!"

Sevgili kardeşlerim! İşte şeytan insanları tam bu standart üzerine yetiştirir. Unutmayın! Nefs tasfiyenizi tamamladığınız güne kadar şeytan sizin üzerinizde gittikçe azalan bir tesiri devam ettirecektir. Hiç vazgeçmez! Biliyor musunuz, daimî zikre ulaşsanız da vazgeçmez ama o noktadan sonra hep mağlup olmak mecburiyetindedir. Bu onun gururunu öylesine yaralar ki; size sataşmaktan iç dünyası vazgeçmeyi ister ama nefsindeki o öfke afeti, kibir afeti, intikam afeti onu vazgeçirmez. Yeniden saldırır, yeniden mağlup olur. Yeniden saldırır, yeniden mağlup olur. Her mağlubiyette bin defa daha hüzünlenir, sıkıntı duyar, öfkelenir.

Nerede kalmıştık? Evet, sevgili kardeşlerim, can dostlarım, gönül dostlarım! İblisten bahsediyorduk. Unutmayın! Kime onu üzecek olan bir şey söylüyorsanız, arkasında %100 iblis vardır. Her an herkesle meşguldür, o ve onun takımı. Size bilmediğiniz bir şekilde devamlı ulaşacak hüviyettedir. Öyleyse bütün gayretiyle insanların mutsuzluğu için çalışan bir düşman bu. Ne zaman başka bir insanın kalbini kıracak bir şey söylemişseniz, arkasında mutlaka o vardır. Gayesi ne? Gayesi sizi birbirinize düşman etmek. Bütün gayretiyle buna çalışır. Sizi düşman kılmaya çalışır. Hedefi bütün insanları birbirine düşman etmektir. İnsanlar düşman olursa ne olurlar? İki taraf da mutsuz olur. Dost olursa ne olurlar? İki taraf da mutlu olur. İşte Allah sizin dost olmanızı, birbirinizi sevmenizi istiyor. Şeytan da düşman olmanızı, birbirinizden nefret etmenizi istiyor.

Öyleyse şu anda durun! Etrafınızdaki insanları düşünün. Bir topluluktaysanız etrafınızdaki insanları düşünün birer birer. Eğer hepsi size karşı tavır koymuşlarsa, size gülümsemiyorlarsa, bir sizin iç dünyanızın fark edebileceği bir şekilde bir çekimserlikleri, bir sıkıntıları varsa sizden yana, o zaman yanlışsınız. Onlara huzur ulaşmıyor sizden. Onlara onların mutlu olacağı davranış biçimlerini sergilemiyorsunuz.

Öyleyse sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ’nın bütün bu kâinatı, bu küçücük dünyamızı da sizler için yarattığını bilmiyor musunuz? Allah’ın katındaki en kıymetli mahlûk olduğunuzu bilmiyor musunuz? Ne diyor Allahû Tealâ? "Sizleri" diyor, bütün insanlardan bahsediyor, "Yeryüzünün halifeleri kıldık." diyor.

Geçen gün bir kardeşimiz soruyor. "Biz biliyorduk ki bir tek halife var. Ama Allahû Tealâ herkesin halife olduğunu söylüyor." Biz de ona farklılığı anlatmıştık. Ne söylediğine dikkat edin Allahû Tealâ’nın. Bütün insanlara hitap ediyor. "Sizi yeryüzünün halifeleri kıldık." diyor. "Dünyanın halifeleri." Yani dünyadaki sizden evvelki insanların yerine siz halef oluyorsunuz demek. Ama huzur namazının imamı Allah’ın halifesidir. Allah’ın yeryüzündeki temsilcisidir. Öyleyse Allah’ın halifesi olmak başka, yeryüzünün halifesi olmak başka.

Ama sevgili kardeşlerim, insansınız. En üstün yaratıksınız. Unutmayın! Âdem (A.S)’a secde edildi melekler tarafından. Allah secde etmelerini istedi. Neden? Çünkü Âdem (A.S)’a Allahû Tealâ ruh vermişti. Ve secde Âdem (A.S)’ın şu fizik vücuduna değildi. Ondaki Allah’ın ruhunaydı. Hepiniz şu anda bir ruhun sahibisiniz. İster ruhunuzu henüz Allah’a göndermemiş olun, o içinizdeki ruh olsun, ister onu Allah’a ulaştırmış olun, başınızın üzerindeki devrin imamının ruhu olsun ama mutlaka bir ruhla berabersiniz. Öyleyse başka mahlûklar tarafından Allah’ın söylediği o secdeye lâyıksınız.

Sevgili kardeşlerim! Allah’ın sizlere özel verdiği ilmi değerlendirdiğiniz ve kullandığınız zaman çevre şartlarını sizi mutlu edecek bir dizayna her zaman ulaştırabilirsiniz. Öyleyse sevgili kardeşlerim, buradan bakın olaya. Buradan çok güzel görünüyor. Herşey o kadar güzel ki! Hangi şartların içinde olursanız olun çevrenize yapacağınız her yardım, insanlara en küçük bir güzel davranışınız, onları mutlu eden bir ifadeniz, mimiğiniz, konuşmanız, ilginiz, başka insanlar sizde sadece bunu görmeliler. Gördükleri şey şu olmalı; siz onun veya onların dostusunuz. Sizden onlara akan şey her zaman pozitif bir dalga boyudur.

Sevgili kardeşlerim! Bütün bu dünya üzerinde yapılan büyüler, hüddamlar her biri tesirli negatif dalga boylarıdır. İblis Allahû Tealâ’nın huzurundayken Allah ona ilm-i ledûn’u öğretti. Bu ilm-i ledûn negatif dalga boylarını ifade ediyor. Tesirli negatif dalga boylarını da ifade ediyor. Yani ilm-i ledûn fiziğin ötesinin ilmi, gizli ilim, hem negatif cephesi var hem pozitif cephesi var. Allahû Tealâ dostlarına onun pozitif cephesini öğretir. Ve negatif cepheden korunma standartlarını teslim eder. Öyleyse herkes şeytanın büyüsünden ve şeytanın hüddamından kurtulabilir mi? Herkes kurtulabilir. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse o kişi, Allahû Tealâ’dan 12 tane ihsan alıp mutlaka mürşidine ulaştırılır. Tâbî olduğu anda şeytanın büyüsü ve hüddamı o kişiye artık tesirli değildir. Neden acaba? Çünkü başının üzerinde artık devrin imamının ruhu vardır.

O ruh bir muhafızdır. Neşrettiği devamlı olarak kendisinden çevresine ulaşan kesintisiz dalga boyları, pozitif dalga boyları, çevreden gelebilecek olan bütün negatif dalga boylarını bütün sahalarda birden önleyebilecek olan bir gücün sahibidir.

Öyleyse Allahû Tealâ neden insanların başının üzerine devrin imamının ruhunu veriyor? Onları şeytanın ivasından korumak üzere veriyor. Allah’ın gayesi; sevgili öğrenciler, izleyenler ve dinleyenler, her zaman pozitiftir. Her zaman sizin için vardır Allahû Tealâ. Her zaman size mutluluk vermek için vardır. Her an hazırdır. Öyleyse kâinatı yaratanın dostunuz olduğunu bilin. Onun koruyuculuğu altındasınız. Çünkü başınızın üzerinde devrin imamının ruhu var. Devamlı bir muhafız. Bütün tehlikelerden sizi koruyor. Öyleyse şeytan sizin karşınızda aslında bir hiçtir. Hiçbir ilmiyle size hüddam yapamaz. Cinleri üzerinize saldırtamaz. Hiçbir ilmiyle size büyü yapamaz. Negatif dalga boylarıyla sizi huzursuz edemez. Onlar sizi bir sıkıntıya sokamazlar. Muhafazamız altındasınız.

Öyleyse sevgili öğrenciler, izleyenler, dinleyenler! Şartları bir gözden geçirin. Allah’ın ne kadar çok sizi sevdiğini hâlâ anlamadınız mı? Çok seviliyorsunuz. Öyleyse mutlu olmanız gerekmez mi? Peki neden mutsuzsunuz? Bunun bir dizaynını yaptınız mı hiç; bir sebep araştırması?

Sevgili kardeşlerim! Herşeyin merkezinde sadece siz varsınız. Mutluluğunuzun merkezinde siz varsınız. Mutsuzluğunuzun merkezinde gene siz varsınız. İnsanlar size kötü davranıyorlarsa siz onlara kötü davrandığınız için. İnsanlar size iyi davranıyorlarsa siz onlara iyi davrandığınız için. Seviliyorsanız siz onları sevdiğiniz için. Sevilmiyorsanız siz onları sevmediğiniz için. Mutsuzluğunuzun arkasında kendinizden başka bir sebep aramayın. Böyle bir sebep mevcut değil. Sizin çevrenize yaptığınız her negatif davranış toplumdan size mutlaka geri dönecektir.

Kurnaz olduğunu zanneden, çok zeki olduğunu zanneden, gerçekten öyle de olan insanların genellikle mutsuz olduğunu görürsünüz. Allah’ın ilmi onların zekâsı yanında onlar için bir ışık değildir. Kendi zekâları onları en güzele götürebilir diye düşünürler. Ama hep mutsuzdurlar.

Sevgili kardeşlerim! Herşey öylesine güzel ki! Öylesine güzel dizayn etmiş ki Allahû Tealâ, mutlu olmanız için sonsuz sebepler halketmiş ve mutsuzluğunuzu hiç kimseye teslim etmemiş, sadece size… Sadece birazcık aklınızı kullanacaksınız.

Sevgili kardeşlerim! Öyleyse başkalarından negatif tepkiler alıyorsanız o zaman bu negatif tepkilerin, negatif davranışların sebebi sizin onlara verdiğiniz negatif, sizlerden onlara ulaşan, daha doğrusu sizden her birinize tek tek hitap ediyorum, sizden onlara ulaşan negatif dalga boyları sebebiyledir. Öyleyse nefsinizin afetlerinden kaynaklanan bütün dalgalar negatiftir. Ruhunuzun hasletlerinden kaynaklanan bütün dalgalar pozitiftir. Bunun da, pozitifin en üst seviyesinde sevgi gelir. İnsanları seviniz. "Ben onları sevemiyorum. Çünkü onlar bana kötü davranıyorlar!" diyorsanız biz de size diyoruz ki: Tabii kötü davranırlar çünkü sen de onlara kötü davranıyorsun! Ve sen o kötü davranışlarını değiştirmedikçe hayatın boyunca hep onlar sana kötü davranacaklar.

Sevgili kardeşlerim! Denemesi çok kolay. Hemen bugün etrafınızdaki insanlara bir sûlh tarihinde bulunun. Onların mutluluğu için bir şeyler yapın. Onlara iyi davranın. Onları sevdiğinizi belli edin! Onları sevin! Sevdikçe sevilirsiniz. Unutmayın! Allah’ın kanunu odur. Vermeden almak yoktur. Size geri dönecek olan bütün tepkiler sizin etkileriniz sebebiyledir. Ve netice daima birbirine eşittir. Her negatif ulaştırdığınız şeyin bedelini negatif olarak alırsınız.

Öyleyse sevgili kardeşlerim, görüyor musunuz? Allahû Tealâ herşeyi ne kadar muhteşem bir şekilde dizayn etmiş. Diyor ki: “Ey kulum! Ben seni serbest iradeyle yarattım. Dilediğin gibi davranabilirsin. Ama neticelerine de sen katlanacaksın! Evet, başkalarına kötü davranabilirsin. Hesabını sen ödemek mecburiyetindesin. Hayatın devamlı filme alınıyor. Hem düşüncelerin hem de davranışların.”

Mahkeme-i Kübra denildiği zaman birçok insan Allah’ı karşısında mahkemenin başkanı olarak düşünür. İşte hâkimler, savcılar... Kendisi de karşısında, Allah soracak o da cevap verecek. Hayır, böyle bir şey yok. Sadece bir seyircisiniz, Mahkeme-i Kübra’da sadece bir seyircisiniz! Hayat filminiz gözünüzün önünde doğumunuzdan ölümünüze kadar bütün hayatınızın her saniyesinde aldığınız pozitif ve negatif dereceleri gösterir. Müdafaalarınız bir şey ifade etmez. Müdafaa edeceğiniz kimse de yoktur. Hayat filminiz yazılmıştır, hesap çıkarılmıştır.

Neden düşünceleriniz de filmi alınıyor hiç düşündünüz mü sevgili kardeşlerim? Düşünceleriniz zaten hep fotoğrafladır. Falan yeri düşünün dediğim zaman oranın fotoğrafı gelir gözünüzün önüne. Ve düşünceleriniz bir filmden ibarettir. O filmi melekler, kiramen kâtibîn melekleri çekmek imkânının sahipleridir. O zaman hayat filminiz iki tanedir, ikisi birden çalışır. Aynı anda doğuşunuzdan ölümünüze kadar ikisi birden çalışmaya başlarlar ve aynı anda. Ölene kadar da aynı standartlar devam eder. İşte bu hayat filminiz. Kıyâmet günü baştan aşağı seyredeceksiniz. Bütün hayatınız boyunca neler yaptığınızı orada göreceksiniz. Allahû Tealâ ağzınızı mühürleyecek, konuşmanız gereksiz olduğu için. Ve uzuvlarınız yaptıklarını orada, hayat filminizde size haber verecekler.

Sevgili öğrenciler, izleyenler ve dinleyenler! Can dostlarım, gönül dostlarım! Dikkat edin! Hayatınız boyunca her yaptığınız şey filme alınıyor, düşüncelerinizle birlikte. Ve her an, hayatınızın her saniyesinde ya derecat kazanıyorsunuz ya da kaybediyorsunuz.

Öyleyse sevgili öğrenciler, izleyenler ve dinleyenler! Acaba bütün bu emirler, namaz kılma, oruç tutma, zekât verme, hacca gitme, özellikle zikir yapma hepsi emir, bu emirler acaba niçin veriliyor Allahû Tealâ tarafından? Sadece bizi mutlu kılmak için. Zikir ibadetinin neticesi nedir? Neticesi nefsinizin afetlerinin adım adım azalması, sonunda sıfırlanmasıdır. Mânâsı? Mânâsı şeytanın nefsinizin üzerindeki hâkimiyetinin sıfırlanması. Ne olur öyle olursa? Öyle olursa nefsinizdeki öfke, kin, kıskançlık, haset, düşmanlık gibi afetlerin hepsi yok olacağı için hiç kimseye kötü davranamazsınız. Davranmadığınız için, hep ruhunuzun hasletleri nefsinizi tamamen kuşattığı için, sadece faziletlerden ve hasletlerden oluşan bir, sadece faziletlerden oluşan bir nefs kalbine sahip olduğunuz için, Allah’ın bütün emirlerine mutlaka itaat eden, yasak ettiği hiçbir fiili asla işlemeyen bir nefse sahip olduğunuz için etrafınızdaki hiç kimsenin kalbini kıramazsınız. Herkese en güzel standartlarda muamele edersiniz. Herkes sizinle beraber olmaktan mutluluk duyar.

Öyleyse böyle bir dizaynda sizden etrafınıza ne yayılır? Ruhunuzun hasletleri ve nefsinizin faziletleri sadece pozitif dalga boyları yayarlar. Sizden çevrenize her zaman pozitif dalga boyları ulaşacaktır. Her yaptığınızın onların hayrına olduğunu etrafınızdaki insanlar öğreneceklerdir. Yaptığınız herşey her açıdan onları mutlu kılmaya yönelik olacaktır.

Öyleyse bu açıdan değerlendirdiğiniz zaman olayı, Allah’ın dizaynında herşeyi en güzele ulaştırdığını göreceksiniz. O Allah’tır ve sizin sadece mutlu olmanızı, sonsuz bir mutluluğun içine ulaşmanızı temin etmiştir, daimî zikire ulaştığınız için. Ne zaman daimî zikirdeyseniz artık sizin negatif dalga boyu yayacak olan nefsinizin afetlerinin yerinde yeller esiyor. Onlar yok. Nefsinizin kalbi tamamen faziletlerle bezenmiş durumda, sadece pozitif dalga boyları yayıyorsunuz. Yani etrafınızdaki bütün insanlara sadece mutluluk veriyorsunuz, huzur veriyorsunuz. Tabiatıyla onlardan size dönen de mutluluk ve huzur. İşte beşerî münasebetlerin mutluluğa yönelik kesiminde bu var sevgili kardeşlerim. Mademki cemaat halinde yaşıyorsunuz, insanlar için başka bir şey söz konusu değil, mümkün değil. İnsanlar sosyal mahlûklar, mutlaka bir arada yaşayacaklardır.

Böyle yaşayan insanlar sadece iki tarz davranış biçimi sergileyebilirler. Bir; Başkalarını rahatsız eden davranış biçimleri. Nefslerinin ortaya koyduğu, negatif dalga boyları, nefslerindeki afetlerin tesiri altına, her akitlerinde, her davranış biçimlerinde sadece negatif dalga boyları yayılır çevrelerine. Etraflarındaki insanları huzursuz ederler. Ne zaman ruhlarının hasletleri istikametinde veya nefslerindeki faziletler istikametinde hareket ederlerse o zaman da pozitif dalga boyları yayar ve etraflarındaki insanları sadece mutlu kılarlar.

İşte sevgili kardeşlerim, yapılması lâzımgelen şey aslında bu kadar basit. Ama bunu kim bilir kaç yüz defa söylediğimiz halde insanların çoğu hâlâ aynı standartlar içinde, hâlâ mutsuz. Hâlâ mutsuzluklarını başkasının sırtına yüklemeye çalışıyor. Allah’ın kanunu siz istediğinizde değişmez sevgili kardeşlerim! İdareci siz değilsiniz, O. Kanunları koyan O. Siz konulan kanunları ya uygularsınız ya uygulamazsınız. Uygulamazsanız mutsuz olursunuz. Uygularsanız mutlu. Seçim sizin.

Öyleyse herkes sizin mutluluğunuzun bir kapısıdır biliyor musunuz? Onlara yaptığınız her güzel davranışın arkasında Allahû Tealâ’nın size verdiği bir huzuru yaşayacaksınız. Mutlu olacaksınız. Nefsinizin afetlerine dayalı her yaptığınız yanlış davranışın arkasından da mutlaka huzursuz olacaksınız, Allahû Tealâ size azap vereceği için. Azap müessesesi de huzur müessesesi de otomatik uygulanır. Sünnetûllah bunu devamlı bir tatbikat içerisinde tutar. Onun için bazen içinizin sıkıldığını, huzursuz olduğunuzu duyarsınız, rahat edemezsiniz; başka birine yaptığınız bir kötülük dolayısıyla. İşte o Allah’ın size verdiği, daha doğrusu sünnetûllahın uyguladığı azaptır.  

Sevgili öğrenciler, izleyenler, dinleyenler! Can dostlarım, gönül dostlarım! Öyleyse böyle bir süreç içerisinde düşünün, her yaptığınız güzel davranışı daha onu yapmadan evvel, yapmayı düşündüğünüz andan itibaren Allah’ın size huzur vermeye başladığını yaşayacaksınız. Öyleyse değil başkalarına güzel davranmak, daha bu davranışı planlamaya başladığınız andan itibaren siz mutlu bir insansınız. Herşeyi en güzel standartlarda gerçekleştirecek olan birisi olmaya çalışın. Herşey öylesine güzel ki sevgili öğrenciler, izleyenler ve dinleyenler!

İşte bir yudum kahve, iki yudum kahve, üç yudum kahve… Bir güzellik, kahve seven bir insan için bir güzellik. Kahve size neyi hatırlatıyor sevgili öğrenciler, izleyenler, dinleyenler? Peygamber Efendimiz (S.A.V) döneminde yaşayan birisini hatırlatacaktı. Hayatı şu dünyada bugün yaşayan insanlara göre sıkıntıyla geçen bir insandı. Oysa o hiç onun sıkıntısını duymadı. Annesi yatalaktı. Ve hep hayatı boyunca annesine baktı. Annesini gözü gibi korudu, gözetti. Adeta onun için yaşadı.

Sevgili öğrenciler, izleyenler, dinleyenler! O zat, Uveys el Karâni Hazretleri… Ömrü boyuca mutluluğu bütün boyutlarıyla yaşadı. Hiçbir devrede hiç kimse ondan kötü bir söz işitmedi. Başta annesi olmak üzere bütün insanlara ve hayvanlara kendini adamıştı. Bir deve çobanıydı. Dünyada develer tarafından en çok sevilen insan oydu. Ve o da kahve severdi. Öyleyse eğer kahveyi seviyorsanız, bu bir mutluluk değil mi sevgili kardeşlerim? Kahveyi içişinizde Uveys el Karâni hazretlerini hatırlamak, bir yudum almak, sonra bir tane daha.

Etrafınızdaki herşey size mutluluk vermek için yaratılmış Allahû Tealâ tarafından. Ne demiş Osmanlı? "Gönül ne kahve ister ne kahvehane. Gönül muhabbet ister kahvehane bahane." Ne güzel söylemiş değil mi? Gene Osmanlı’nın sözü; "Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır."

Sevgili kardeşlerim! Öyleyse burnumuzun dibinde mutluluğun bütün araçları var. Etrafınızdaki herkes onlara mutluluk vermeyi akıl ettiğiniz andan itibaren, düşünmeye başladığınız andan itibaren Allah, size mutluluk vermeye başlar. Allah’ın ülkesinde yaşamaya başlarsınız. Mutluluğu o düşündüğünüz kişiye ulaştıracağınız ana kadar siz Allahû Tealâ tarafından mutlu kılınan, Allah’ın ülkesinde yaşayan birisi olursunuz. Ve gene aynı siz, eğer bir başkasının canını okumayı düşünmüşseniz, ona kötü bir şeyler yapmayı planlıyorsanız, daha bunu düşünmeye başladığınız andan itibaren siz negatif dalga boyları yaymaya başlarsınız. Siz o sırada Allah’ın ülkesinde yaşamıyorsunuz, şeytanın ülkesinde yaşıyorsunuz. Allah’tan size hiçbir mutluluk ulaşmaz. Tam aksine şeytanın sıkıntısını yaşarsınız. Ve Allahû Tealâ size huzur vermez. Aksiyonu tamamladıktan, o kişiye haddini bildirdikten sonra, ona o zararı verdikten sonra, onu huzursuz ettikten sonra Allahû Tealâ size azap verir. Sizi azaplandırır.

Sevgili kardeşlerim! Bir, etrafınızdaki insanlara mutluluk vermek için şu palavralara sakın başvurmayın: "Ah! Karun kadar hazinelerim olsaydı da insanlara dağıtsaydım!" Sizde şu anda ne varsa, sizin insanlara mutluluk vermeniz için o sizdeki herşey optimaldir. Yeter de artar. Yeter ki siz çevrenizdeki insanlara mutluluk vermeyi usül haline getirin. Herşeyden evvel bunu istemek mecburiyetindesiniz.

Şeytan bu noktadan itibaren devamlı karşınızda olacaktır. Evvelâ istemenize mâni olmaya çalışacaktır. Sizin başkalarına bir iyilikte bulunmamanız için, onlara hizmet etmemeniz için, onlara yardım etmemeniz için şeytan o konunun ne kadar negatif faktörü varsa, mutlaka size birer birer hatırlatacaktır. Üstelik siz aklınızı bu istikamette kullandığınızda onun karşısına, söylediklerinin karşısına pozitif olaylarla her çıkışta, onun bir negatif cephesini size mutlaka hatırlatmaya devam edecektir. Maksadı nedir? Maksadı sizin o kişiye o mutluluğu ulaştırmanıza mâni olmak. "Ama o sana şunu da yapmıştı, ama o sana bunu da yapmıştı! Seni şurada şöyle bir huzursuzluğa düşürmemiş miydi? Onun ne kadar nefsine tâbî bir insan olduğunu bilmiyor musun? Öyleyse neden sen ona yardım edecekmişsin? Ona güzel davranacakmışsın? O sana güzel davransın da sen ondan sonra ona güzel davran. Herşey karşılıklıdır!" İblis daha buna benzer kimbilir ne masallar anlatır size. Hatta itiraf edeyim ki çok büyük bir çoğunlukla onun dediklerini yaparsınız. Sonra mı? O kötü davranışı ulaştırdığınız kişi sizin yüzünüzden mutsuz olur. Siz de ona bu mutsuzluğu verdiğiniz için Allahû Tealâ tarafından azab edilirsiniz. Ruhunuz da nefsinize gene azab eder.

Sevgili öğrenciler, izleyenler, dinleyenler! Can dostlarım, gönül dostlarım! Hepinizi o kadar çok seviyorum ki! Hepinizin mutlu olmasını o kadar çok istiyorum ki! Allahû Tealâ gelecekte mutlu bir dünya vücuda getireceğine söz verdi. Sevgili kardeşlerim! Dünya tarihinde bir altın çağ yaşanacak. Sûlh ve sükûn devresi. Ne yazık ki büyük olaylardan, insanların birbirini kırıp geçirmesinden, savaştan sonra.

Şu anda dünya bir kaosa doğru hızla gidiyor. Sevgili kardeşlerim! Hangi şartların içinde olursanız olun, Allah ile ilişkinizi kesmemeyi başarırsanız mutsuz olmazsınız. Hiçbir şey sizi mutsuz kılamaz. Allah her zaman sizinle beraber! Her zaman sizi düşünür. Her zaman sizi mutlu kılmak ister. Hangi şartların içinde olursanız olun. Mutlu olacak bir şeyler mutlaka vardır. Allah size mutlu olmanız lâzımgelen şeyleri, şeytan da mutsuz olmanız lâzımgelen şeyleri hatırlatırlar.

Diyelim ki şu anda biriniz hastasınız, hep hastalığını düşünür o kişi. Yüzlerce organından bir tanesi rahatsızdır. Devamlı o organı onu huzursuz edecektir. Çölün kıyısındaki yarım bardak suyu olan iki insan gibi. Birisi diyor ki: "Eyvah! Sadece yarım bardak suyumuz var." İkincisi diyor ki: "Hamdolsun ki daha yarım bardak suyumuz var."

Sevgili kardeşlerim! Allah’ın size neler verdiğini bir düşünün. Şu gören gözleriniz, şu işiten kulaklarınız, şu konuşan ağzınız, çalışan mideniz, bağırsaklarınız, kalbiniz, akciğerleriniz, karaciğerleriniz, herşeyinizle Allah’tan sonsuz bir hazineyi devralmışsınız. Düşünün bir! Şu gözlerinizin, gören gözlerinizin görmeyen bir insan için bütün servetini onlar için harcamaya hazır olduğunu düşünün. Şu çalışan böbrekleriniz. Diyaliz makinesine giren bir insanın sizin böbrekleriniz gibi bir böbreğe sahip olmak için bütün servetini vermeye hazır olduğunu biliyor musunuz?

Hepiniz katrilyonersiniz. Ama bunlar Allah’ın size bedavadan verdiği şeyler olduğu için farkına bile varmaz, kıymetini bilmezsiniz. Ama her biri bir hazinedir. Sizi o kadar çok seviyor ki, bu sevgisinin ışığı altında size bütün güzellikleri Allahû Tealâ nasip kılacak. Mutlu olmanın da mutsuz olmanın da bütün vasıtaları sizde. Seçim sizin! Dilerseniz mutlu olacaksınız, dilemezseniz mutsuz.

İşte sevgili öğrenciler, izleyenler, dinleyenler! Allahû Tealâ’nın size verdiği bu fizik vücudu, size verdiği nefsi, size verdiği ruhu Allah yolunda öyle bir sentez içinde kullanmalısınız ki, bu birleşim bir sûlh ve sükûn oluştursun. Öyle bir insan olun ki, iç dünyanızda sonsuz bir sûlh ve sükûnun sahibi olun. Nefsiniz ve ruhunuz arasındaki kavga bitmiş olsun. Öyle bir insan olun ki, dış dünyanızda başka insanlarla olan ilişkilerinizde onlarla aranızdaki kavga bitsin. Öyle bir insan olun ki, Allah ile olan ilişkilerinizin emirler cephesinde de, nehiyler yani yasaklar cephesinde de kavga bitsin. Allah’ın bütün emirlerine itaat eden, yasak ettiği hiçbir fiili işlemeyen birisi olun. Olacak mısınız? Daimî zikre ulaştığınız zaman olacaksınız. O zaman bütün güzellikleri yaşayacaksınız.

Sevgili öğrenciler, izleyenler, dinleyenler! Nasıl bakarsanız öyle görürsünüz. Eğer siz güzelliklerin içinden dünyaya bakıyorsanız, dünyayı güzel görürsünüz. Eğer siz mutsuzlukların içinden bakıyorsanız dünya sizin için çekilmez bir dünyadır. Öyleyse her iki istikamette de bir şeylerin var olduğunu hiç unutmayacaksınız. Öyleyse böyle bir dizaynda sadece bir tek cepheli bir olguyu gerçekleştirmek sizin mutluluğunuz için asıldır diye düşünün ve bunu yerli yerine oturtun. Etrafınızdaki insanlara mutluluk vermek şiarınız olmalı! En üst seviye hedefiniz olmalı! Bunu gerçekleştirebilirseniz o zaman asıl mutluluğu yaşayanın siz olduğunu göreceksiniz. Etrafınızdaki herkese gün boyunca ulaştırabildiğiniz her mutluluğun karşılığını, daha onu düşünmeye başladığınız andan itibaren almaya başlarsınız Allahû Tealâ’dan. Yani bütün gününüzü mutlu geçirmek her gün elinizdedir, başka insanlara olan davranış biçimleriniz itibariyle. Ya bu güzel davranışları yaparken bir de Allah yolunda hizmet veriyorsanız? O zaman iki katlı ekmek kadayıfı, hem de kaymaklı.

İşte sevgili öğrenciler, izleyenler ve dinleyenler! Allah’ın hizmeti mutluluğunuzun kesin bir vasıtasıdır. Çünkü onu tamamen ruhunuzun hasletleriyle gerçekleştirmek mecburiyetindesiniz. Nefsin afetleriyle kimse Allah yolunda hizmet edemez. Kim Allah yolunda hizmet ediyorsa, fedakârlıkta bulunuyorsa, bulunmak için o zaman o bunu ruhunun hasletleriyle veya nefsinin faziletleriyle gerçekleştiriyor. Allah yolunda hizmetten zevk alan herkes için bu bir kanundur. Allah yolunda hizmet bütün insanlara mutlak bir saadet verir. Bunu başkalarına güzel davranışlarla perçinlerseniz, o zaman kaymaklı.

Sevgili öğrenciler, izleyenler, dinleyenler! Can dostlarım, gönül dostlarım! Allahû Tealâ’nın hepinizi sonsuz mutluluklara ulaştırması dualarımızla, niyazımızla sözlerimizi inşaallah burada tamamlamak istiyoruz. Sevgili öğrenciler, izleyenler, dinleyenler! Can dostlarım, gönül dostlarım! Allah hepinizden razı olsun.

İmam İskender Ali M İ H R