}
Sohbet (Allah’ın Dostları) 08.03.2012
Mp4 Mp3 Link

Sohbet Kodu: 113347

SOHBETİN ADI: SOHBET
TARİHİ: 08.03.2012

Sevgili kardeşlerim, can dostlarım, gönül dostlarım! Allah’a sonsuz hamd ve şükrederiz ki; bir defa daha Allah’ın bir zikir sohbetinde Yüce Rabbimiz bizleri birlikte kıldı. Hepinizi bu vesileyle çok ama çok sevdiğimizi bir defa daha belirtmek istiyoruz. Hepiniz bizim için çok değerlisiniz sevgili kardeşlerim!

Allah için yaşıyorsunuz. Allahû Tealâ istiyor ki; herkes mutlu olsun. İşte bizler ne kadar başkalarını mutlu etmek istikametinde bir gayretin sahibi olursak Allahû Tealâ da bize o kadar mutluluk veriyor. Öyleyse hedefimiz ne? Hedefimiz başkalarını mutlu etmek suretiyle mutlu olmak. Allahû Tealâ bütün insanların mutlu olmasını istiyor. Tevrat da İncil de Kur’ân da üç ayrı nebîye ait. Hz. Musa bir nebî idi yani peygamberdi. Hz. İsa bir nebî idi, peygamberdi ve Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz; O da nebî idi yani peygamberdi. Birincisine Tevrat, ikincisine İncil, üçüncüsüne de Kur’ân-ı Kerim Allahû Tealâ tarafından indirildi. Muhtevaya baktığımız zaman bunun değişmediğini görüyoruz; 7 safha ve 4 tane teslim:

• Allah'a ulaşmayı dilemek,
• Mürşide tâbiiyet,
• Ruhun Allah’a ulaşması ve teslimi,
• Fizik bedenin teslimi,
• Nefsin teslimi,
• Muhlis olmak,
• İradeyi Allah’a teslim etmek. 7 tane safha…

Bu 7 safhada:

• Ruhun,
• Vechin,
• Nefsin ve
• İradenin olmak üzere 4 tane teslim söz konusu.

Dînimizin adı İslâm dîni. Bir başka söylemle aslında aynı şeyi tekrar etmiş oluyoruz: İslâm dîni, teslim dîni.

Sevgili kardeşlerim! Allahû Tealâ bizim en üst kat cennetlere girmemizi ister. Ama bütün insanlar için hak etmek söz konusudur. Bu sebeple Kiramen Kâtibin melekleri bütün hayatımızı filme alırlar. Üç boyutlu olan bu filmde her saniye derecat kazanmak veya kaybetmek söz konusudur ve bu muhteva içinde her saniye hayatımız üç boyutlu olarak filme alınır, rakamsal standartlarda ve sonuca bakılır. Netice nedir? Kazandığımız dereceler kaybettiklerimizden fazlaysa gideceğimiz yer Allah’ın cennetidir. Yoksa başka bir muhteva; kaybettiğimiz derecelerin fazlalığı bizi cehenneme götürür.

Öyleyse sevgili kardeşlerim! “Allahû Tealâ ne istiyor?” diye baktığımızda; bizim mutlu olmamızı istiyor. Çünkü her pozitif olay bize mutluluk verir. Her mutluluk veren olaysa bize derecat kazandırır. Ne zaman Allah’ın bize emrettiği görevleri yapmazsak, o zaman derecat kaybederiz. Farz olan görevler Allahû Tealâ’nın emridir. Gerçekleşmesi şarttır. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, kelime-i şahadet getirmek; bunlar tatbikatı ifade eder. Ama İslâm dîni teslim dînidir. İkisi de; “İslâm” kelimesi de “teslim” kelimesi de “silm” kökünden gelir. Teslim olmak istikametinde kullanılır ve Tevrat’a baktığınız zaman da İncil’e baktığınız zaman da Kur’ân-ı Kerim’e baktığınız zaman da hep aynı şeyleri görürsünüz; ruhun, fizik bedenin, nefsin ve iradenin Allah’a teslimi… Safhalarsa Allah'a ulaşmayı dilemekten başlar ve 7 safha oluşur. Neden? Allahû Tealâ 7 kat cennet öngörmüştür. 7 kat cehennem vücuda getirmiştir.

Öyleyse bütün insanların hayat filmleri dereceleriyle birlikte, her an kazanılan veya kaybedilen derecelerle birlikte bizim gideceğimiz yeri tayin eder. İnsanlardan kim Allah'a ulaşmayı diler de ölürse 1. kat cennetin sahibi olarak ölmüştür. Böyle bir insan yaşasaydı, mutlaka mürşidine ulaşacaktı, tâbî olacaktı. Mürşidine ulaşıp da tâbî olan bir kişi ölse, 2. kat cennetin sahibi olarak ölür. Bu tâbiiyet onun ruhunun vücudundan ayrılmasını ve Allah’a doğru yola çıkmasını temin edecek olan bir davranış biçimini muhtevasına alır. O zaman ne olur? Kişi ruhunu Allahû Tealâ’ya ulaştıracaktır. Başka bir ifade kullanalım. Allah onun ruhunu Kendisine ulaştıracaktır. Niçin böyle söylüyoruz? Allahû Tealâ’nın sözü son derece açık: “Kim Bana ulaşmayı dilerse Ben onu Kendime ulaştırırım.” diyor.              

42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).


Öyleyse Allahû Tealâ o kişiyi Kendisine ulaştıracaktır. Bu ne ifade eder? O kişinin ermiş evliya olduğunu ifade eder. Nereye ermiş? Allah’a ermiş. Nesi ermiş? Ruhu ermiş. Allahû Tealâ, sevgili kardeşlerim, bunu garanti ediyor. Bir dilek bu hedefin gerçekleşmesi için yeterli. Ne diyor Kur’ân-ı Kerim’deki ifade? “Kim Bana ulaşmayı dilerse Ben onu Kendime ulaştırırım.”

Demek ki biz insanlar için bir dilek Allah’a göre yeterli. Yeter ki; biz dileyelim: “Yarabbi! Ben ruhumu Sana ulaştırmayı diliyorum. Ne olur, benim de ruhumu Sana ulaştır! Ben de onlardan, ermiş evliyalardan birisi olayım.”

Sevgili kardeşlerim! Bütün insanlar böyle dileselerdi ne olurdu? Hepsi cennete girerlerdi. Peki, nasıl oluyor bu? Bir dilek yeterli olabilir mi? Evet. “Kim Bana ulaşmayı dilerse Ben onu Kendime ulaştırırım.” diyor. Allah'a ulaşmayı dilemek 1. kat cenneti bu hedefi gerçekleştirmek üzere hacet namazı kılmak suretiyle Allah’tan mürşidini sorarak, Allah’tan mürşidini sorarak Allah’ın gösterdiği o mürşide ulaşan kişi, tâbî olduğu an 2. kat cennetin sahibi olur. Peki, bu ona ne sağlar? Bu ona ruhunun vücudundan ayrılmasını ve Allah’a doğru yola çıkan kafileye katılmasını sağlar. Ne olur? 7-8 aylık bir devrede o kişinin ruhu 7 tane gök katını aşacaktır. 7. katta 7 tane âlemden geçecektir. Sonra oradan dikey bir yolculukla Sidretül Münteha’ya ulaşacaktır. Oradan da Allah’ın Zat’ına ulaşacaktır.

Sevgili kardeşlerim! Ne olur Allah’a ulaşırsa ruh? O ruh Allah’a ermiş olur. Böyle olan insanlara Türkçe’de “ermiş” deniyor. Ermiş.  “Ermiş” demek, “evliya” demek. Evliya demek; aslında biz “evliya” kelimesi çoğul olmasına rağmen onu tekil gibi kullanırız. “A, falanca mı? O evliyadır.” deriz. Aslında “O velîdir.” dememiz lâzım ama dilimize böyle girmiş; evliya kelimesi girmiş. Biz de hep öyle deriz. “Falanca mı? O evliyadır.”

İşte sevgili kardeşlerim! Allah’ın dostu olmak; “dost” demek “velî” kelimesi; “evliya” da onun çoğulu, “dostlar” demek. Ama söylediğim gibi “evliya” kelimesi tekil olarak kullanılıyor. Ne oluyor? Güzel bir şey oluyor, sevgili kardeşlerim! Bunlar Allah’a ruhlarını ulaştırabilmek için bir mürşide mutlaka ulaşmak mecburiyetindedirler. Ta Hz. Musa’dan, Hz. İsa’dan itibaren Allah’ın cereyanının geçmesi temel esastır. Bu sebeple bir kişinin ruhunun vücudundan ayrılarak Allah’a doğru yola çıkması, mutlaka Allah'a ulaşmayı dilemeyi gerektirir. Böyle bir talep yoksa, o kişi Allah’a ruhunu ulaştırmayı dilemediyse o zaman, sevgili kardeşlerim, o kişinin ruhunun vücudundan ayrılıp Allah’a doğru yola çıkması mümkün değildir. Bu sebebe dayalı olarak herkesin mutlaka Allah'a ulaşmayı dilemesi Allah’ın temel emridir. Allah'a ulaşmayı dilemekten başlayan, iradenin teslimiyle neticelenen böyle bir tatbikat Tevrat’ta farz kılındığı gibi, İncil’de de farz kılınmıştır, Kur’ân-ı Kerim’de de farz kılınmıştır. Şu anda dünya üzerindeki üç kitaplı tatbikat, ayrı ayrı peygamberler zamanında insanlara Allahû Tealâ’nın o peygambere indirdiği kitapla gerçekleşir. Şu anda sırasıyla musevîlik, hristiyanlık ve İslâm olmak üzere üç peygamberin üç kitaplı dîni söz konusudur. Hz. Musa Tevrat’ın, Hz. İsa İncil’in, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz Kur’ân-ı Kerim’in kendisine indirildiği, kendilerine indirildiği peygamberlerdir.

Sevgili kardeşlerim! Bütün peygamberler aynı zamanda resûldür. Ama bütün resûller peygamber değildir. Her devirde bütün kavimlerde bir resûl Allahû Tealâ tarafından mutlaka o kavme tayin edilir. Ona Allahû Tealâ açık bir şekilde emreder. Vazifesini alır. O kavimde görev yapar hayatta olduğu sürece. Bunlar ya nebî resûldür; peygamber resûldür yani (Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) bunlardandır) ya da velî resûldür. Nebî resûllerin bittiği noktadan itibaren artık nebi resûller bulunamayacağı için veli resûller devrin imamlığını da üzerlerine almak mecburiyetindedirler. Bununla vazifeli kılınmışlardır. O zaman, bütün kavimlerde Allahû Tealâ resûllerini vazifeli kılar. Nebiler Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimizle sona erdiği cihetle kıyâmete kadar nebî gelmeyecektir.

Öyleyse velî resûller onların görevini de üstlenmek mecburiyetindedirler. İşte her devirde Allahû Tealâ mutlaka bu resûllerden birini devrin imamı olarak vazifelendirir. Nebî gelmeyeceği cihetle, bir velî resûlün bu görevi üzerine alması gerektiği cihetle Allahû Tealâ bu tarzda bir dizaynı gerçekleştiriyor. Velî resûl, devrin imamı oluyor.

Sevgili kardeşlerim! Allahû Tealâ ne istiyor? İstediği şey son derece basit. Tevrat’ta da İncil’de de Kur’ân-ı Kerim’de de 7 safha ve 4 tane teslim yer alıyor. O zaman ritüeller yani merasimler geçen zaman parçaları içine ne kadar değişiklik gösterirse göstersin ortada bir sağlam iskele var. Allah'a ulaşmayı dilemek, mürşide tâbiiyet birbirinin arkasından gelen iki tane olaydır. Kim Allah'a ulaşmayı dilerse Allahû Tealâ ona mutlaka mürşid sevgisi verecektir. Kişi hacet namazını kılmak gereğini çok büyük bir ihtiyaç olarak hisseder. Mutlaka kılar. Kıldığı zaman da Allah ona mutlaka mürşidini gösterecektir. O mürşid nerede olursa olsun mürid yani murad eden(Allah’a teslim olmayı murad eden kişi mürid adını alır.),  o,  o mürşide ulaşmak mecburiyetindedir ve böyle bir olayın tahakkuku neticesinde de tâbî olduğu anda, ruhu mutlaka vücudunu terk edecek, Allah’a doğru yola çıkan kafileye o ruh da katılacaktır.

İşte sevgili kardeşlerim, can dostlarım, gönül dostlarım! Allahû Tealâ’nın istediği şey bu kadar kolay. Bir dilek: “Yarabbi! Ben de ruhumu Sana ulaştırmak istiyorum. Ne olur, benim de ruhumu Sana ulaştır!” İşte böyle bir dilek o kişinin Allah tarafından ruhunun Allah’a ulaştırılmasını mutlaka sağlayacaktır, kalpten bir dilekse. Allahû Tealâ ifadeyi son derece açık olarak koymuş Kur’ân-ı Kerim’e:

42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).


“Kim Bana ulaşmayı dilerse Ben onu Kendime ulaştırırım.” buyuruyor.

Demek ki biz insanlara düşen şey bir dilek. Böyle bir dileğin varlığı Allahû Tealâ’yı mutlaka harekete geçiriyor ve ruhun mürşidine tâbiiyet anında vücuttan ayrılmasını Allahû Tealâ temin ediyor ve Allah’a doğru yola çıkan bir kafileye o ruh da dâhil oluyor. Böylece 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7. gök katına çıkıyor ruh. 7. gök katında soldan sağa doğru bir yolculukla Sidretül Münteha’ya ulaşıyor. Oradan dikey bir yolculukla Allah’ın Zat’ına ulaşıyor ve sonra da Allah’ın Zat’ında yok oluyor.

İşte sevgili kardeşlerim! Bütün insanlar için Allahû Tealâ’nın emrettiği şey bu teslimdir. Ruhun Allah’a teslimi, bu 1. teslimdir; ama 3. kat cenneti ifade eder. Çünkü Allah'a ulaşmayı dileyip de ölen bir insan 1. kat cennete girer. Yaşarsa mutlaka mürşidine ulaşıp tâbî olacaktır. Öldüyse 2. kat cennete varacaktır. Vücudundan ayrılan ruhu ise 7-8 aylık bir devrede mutlaka Allah’ın Zat’ına ulaşacaktır. Neden mutlaka diyoruz? Çünkü o kişiye Allah verecektir zikir zevkini. Allah verecektir namaz zevkini. Allah verecektir. Vazifelerini yaptıkça onun mutlu olmasını sağlayıcı bir sevinci Allah ona verecektir, yaşatacaktır. Mutlulukla dolu bir 7-8 ay… 7 tane gök katını aşan, 7. gök katında 7 tane âlemden geçen ruh 7. âlemden itibaren dikey bir yolculukla Allah’a doğru yükselecek, Sidretül Münteha’ya ulaşacak, oradan Allah’ın Zat’ına ulaşacaktır ve Allah’ın Zat’ında ifna olacaktır, fani olacaktır, yok olacaktır. Ne olmuştur? Kişi ermiş evliya olmuştur. Biliyorsunuz ki; “velî” kelimesi “dost” demek. “Evliya” kelimesi ise “dostlar” demek. Ama Türkçe’mizde “evliya” kelimesi tekil olarak her tarafta kullanılmaktadır.

Sevgili kardeşlerim! Allah’ın hepinizden istediği şey her şeyden önce sevmektir, nefret etmemektir. İnsanlarla olan münasebetlerinde herkes, başka insanları sevmesini diğerlerine salık vermelidir. İnsanlar birbirlerini severlerse birbirlerini korurlar. Birbirlerini severlerse Allah’ın onlar üzerindeki sevgisi artar. Nerede nefret eden, başkalarına kötülük eden birileri varsa biliniz ki, sevgili kardeşlerim, o insanlar “Allah'a ulaşmayı diledik.” de deseler, dilememişlerdir. Yani kalpten bir dilekle dilememişlerdir. Dileselerdi ne olacaktı? Allah onların ruhlarını mutlaka Kendisine ulaştıracaktı ve onlar dünya üzerinde yaşayan mutlu insanlardan birileri olacaktı.

Sevgili kardeşlerim, can dostlarım, gönül dostlarım! Allahû Tealâ’nın bizden istediği şey her zaman, her zaman bizim mutluluğumuzdur. Dünya adı verilen bu gezegende yaşayan insanlar Allah’a ne kadar yakın olurlarsa o kadar mutlu olurlar. Nefsin afetleri, ruhunsa hasletleri söz konusudur.

İşte sevgili kardeşlerim! Allah'a ulaşmayı dileyen birisi cehennemden kendisini kurtarmıştır. Bu kişi Allah'a ulaşmayı dileyip de ölseydi 1. kat cennete mutlaka girecekti. Öyle ölmüş; 1. kat cenneti hak etmiş. Ama başka birisi de mürşidine tâbî olmayı gerçekleştirmiş. Ruhu vücudundan ayrılmış. Bu noktada ölmüş olsa, 2. kat cennete mutlaka o kişi girer. Ama yaşıyorsa, Allah o kişinin ruhunu mutlaka Kendisine ulaştıracaktır. Bu kişi ermiş evliya olacaktır. Nereye ermiş? Allah’a ermiş.

İşte bir sonuçla karşı karşıyayız sevgili kardeşlerimiz! Bu bir ermiştir. Ruhu Allah’a ermiştir. Allahû Tealâ mademki; “Kim Bana ulaşmayı dilerse Ben onu Kendime ulaştırırım.” buyuruyor, öyleyse 3. kat cennet Allahû Tealâ tarafından garanti ediliyor. Kim Allah'a ulaşmayı dilerse Allah ona mutlaka mürşid sevgisi verir ve o kişi dünyanın öbür ucunda olsa hiç sıkıntı çekmeden büyük bir zevkle, huzurla mürşidine Allahû Tealâ tarafından ulaştırılır ve tâbiiyet mutlaka gerçekleştirilir. Kişinin böyle bir talebi varsa, Allah'a ulaşmayı dilemişse, kalbinde bu dilek kesin olarak mevcutsa mürşid nerede olursa olsun Allahû Tealâ mutlaka o kişiyi mürşidine ulaştırır. Yardım kesintisizdir. Hedefe ulaştırır mutlaka. Neye dayalı olarak söylüyoruz? İfade açık: “Kim Bana ulaşmayı dilerse, Ben onu Kendime ulaştırırım.” Açık ve kesin.

İşte sevgili kardeşlerim! Bunun sonu nedir? Bu noktada o kişi ruhunu Allah’a dünya hayatını yaşarken ulaştırmıştır. Ölümden sonra normal standartlarda vücuttan ayrılan ve Allah’a doğru yola çıkan ruh, o kişi ölmeden evvel onun vücudunu terk etmiştir ve Allah’a doğru yola çıkmıştır. Bu süreç 7-8 aylık bir süreçtir. Bu devrenin sonunda o kişinin ruhu 7 tane gök katını birer birer aşmış olur. 7. katta da 7 tane âlemden geçmiş olur ve ruh oradan Allahû Tealâ’nın Zat’ına ulaşacaktır. Allah’ın Zat’ında ifna olacaktır, yok olacaktır. Nereden gelmişti? Allah’ın ruhu Allah’tan gelmişti. O kişinin ruhu Allah’a, o kişinin gayretleriyle Allah’ın da yardımıyla ulaştırılıyor ve o kişinin ruhu Allah’a ulaşıyor, Allah’ın Zat’ında ifna oluyor, yok oluyor. İşte “ermiş evliya, ermiş evliya” dediğimiz kişiler bunlardır. Ama Allahû Tealâ’nın yolu burada bitiyor mu? Hayır. Bu, ruhun teslimidir.

Daha sonra kişi bu talebin sahibi olarak aşkla, şevkle hareketini devam ettirirse Allahû Tealâ mutlaka onun fizik vücudunu da Kendisine teslim alacaktır. Bu teslimde fizik vücudun Allah’a ulaşması gerekmiyor. Fizik vücut Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşan, Allah’a ait olan Allah’ın ruhudur. Bütün insanlar yaşar. Eğer yaşarken bu kişi ruhunu Allah’a ulaştıramamışsa, o zaman ölüm bu olayı gerçekleştirir. Ölümle birlikte vücuttan ayrılan ruh Allah’ın Zat’ına ulaşıp Allah’ın Zat’ında ifna olur, yok olur. Ne olmuştur? Ruh sahibi olan Allah’a geri dönmüştür. Bütün insanlar için olay budur. Ruh, o kişi doğduğu zaman Allahû Tealâ tarafından o kişiye üfürülür ve hayatta kaldığı sürece ruh o kişiyle beraberdir. Ama istediği an vücuttan ayrılır. İstediği zaman tekrar geri döner. Ne zamana kadar vücutta kalacaktır? Vücuda girmek imkânının sahibi olacaktır? Ta ki; Allah’a ulaşsın.

Sevgili kardeşlerim! Allahû Tealâ hepinizden mutlu olmanızı istiyor. Hepinizin mutlu olması Allah’ın temel emridir. İstiyor ki; herkes mutluluğu yaşasın. Herkes ermiş evliya olsun. Ruhunu dünya hayatını yaşarken, ölmeden evvel Allah’a ulaştırsın. Böylece en azından 3. kat cennetin sahibi olsun. Ama yaşayan insanlar için ruhun tesliminden sonra fizik bedenin teslimi vardır. Bundan sonra nefsin teslimi vardır. Ondan sonra muhlis olmak vardır. Sonra da iradesini Allah’a teslim etmek vardır. 7 kat göklerin paralelinde 7 tane safha:

• Allah'a ulaşmayı dilemek (1)
• Mürşide tâbiiyet (2); ruh vücuttan bu noktada ayrılarak Allah’a doğru yola çıkar.
• Ruhun Allah’a ulaşıp teslimi (3)
• Fizik vücudun teslimi( 4)
• Nefsin teslimi (5)
• Muhlis olmak (6)
• İradeyi Allah’a teslim etmek (7)

7 tane gök katı… 4 tane teslim:

• Ruhun,
• Vechin,
• Nefsin ve
• İradenin Allah’a teslimi.

Neticede bu kişinin en üst boyutta Allah’a yakın oluşu… Ruhun teslimi Allahû Tealâ tarafından garanti ediliyor. Allahû Tealâ diyor ki: “Kim Bana ulaşmayı dilerse Ben onu Kendime ulaştırırım.” Ama fizik vücudun teslimi, nefsin teslimi, iradenin teslimi garanti edilmiyor. Allahû Tealâ onlara yardım etmeyecek mi? Onlara da yardım edecek tabiî. Ama kişinin gayretine paralel bir seyir takip eder bu. Kişi bir gayretin sahibi değilse, Allahû Tealâ ona o istikamette yardım etmeyecektir. Çünkü herşey, ulaşılan her merhale bir gayretin, Allah için yapılan bir çalışmanın semeresi olmak mecburiyetindedir.

Sevgili kardeşlerim! Bütün insanlar için Allahû Tealâ’nın istediği en azından ruhun Allah’a teslimidir. Ama kişi Allah'a ulaşmayı dilemişse, ölmüşse gene 1. kat cennete girecektir. Mürşidine tâbî olup ölmüşse 2. kat cennete girecektir. Eğer bu kişi ruhunu Allah’a ulaştırıp ölmüşse 3. kat cennete girecektir. Her biri için ayrı bir sonuç söz konusudur.

Sevgili kardeşlerim! Bütün insanlar için bu hedefler barizdir, açıktır. Bizim hepiniz için dileğimiz ruhunuzu da fizik bedeninizi de nefsinizi de iradenizi de Allah’a teslim etmenizdir. Ama daha siz Allah'a ulaşmayı dilediğiniz an 1. kat cennetin sahibi olursunuz. Ondan sonra ruhun teslimi, fizik bedenin teslimi, nefsin teslimi, iradenin teslimi sizin gayretinize paralel olarak arka arkaya gelişecektir.

Allahû Tealâ’nın hepinizi sonsuz mutluluklara ulaştırması dileğiyle, duasıyla Allahû Tealâ’nın mutluluğuna ehil olmanızı diliyoruz.

Allahû Tealâ hepinizden razı olsun.

İmam İskender Ali M İ H R