}
Türkiye Geneli Konferansı, Soru ve Cevaplar Bölüm 2 (18.08.2013) 18.08.2013
Mp4 Mp3 Link

Sohbet Kodu: 200103

SOHBETİN ADI: TÜRKİYE GENELİ KONFERANSI SORU VE CEVAPLAR- BÖLÜM 2
TARİHİ: 18.08.2013


- Es selâmu aleykum ve rahmetullâhi ve berekâtuhu Muhterem Efendimiz!

Bugün Zat’ı âlinizle hem MPL TV üzerinden hem de konferans salonlarından canlı yayınla tüm dünyaya seslenen, hidayet güneşimiz; Efendimiz’le birlikte olmak mutluluğunu yaşıyor, böyle bir günde bizleri sizinle beraber kılan Yüce Rabbimize sonsuz hamdediyor, şükrediyor ve yine sonsuz hasretle hürmetle gül kokan mübarek ellerinizden öpüyoruz Muhterem Efendimiz!

Muhterem Efendimiz! Suallerime geçmeden önce, konferans salonlarında tövbe almak isteyen kardeşlerimiz var. Eğer uygun görürseniz ben size 2 sual arz ederken Muhterem Efendimiz, onlar hazırlıklarını tamamlayabilirler mi?

Tabiî inşaallah.

- Allah razı olsun Muhterem Efendimiz!

SORU:
Kur’ân’da: “Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana tâbî olunuz.” buyuruyor. Tâbiiyet ile sevgi arasında nasıl bir ilişki vardır?

CEVAP:
Allah razı olsun. Güzel bir sual...

Sevgili kardeşlerim! Tâbiiyetle mutluluk arasında çok kesin bir ilişki var. Bir insan mürşidine tâbî olmadıkça manevî tekâmülünü gerçekleştiremez. Şimdi “Dînimizin adı ne?” diye soralım. Dînimizin adı ne? İslâm. Yani? Teslim olan. Peki, sevgili kardeşlerim! İnsanlar nasıl Allah'a teslim olurlar? Hiç kimse mürşidine tâbî olmadan teslimini tamamlayamaz. Bir insan ruhu vücudundan ayrılıp Allah'a ulaşmadıkça Allah'a teslim olamaz. Bunun gerçekleşmesi ise yani ruhun vücuttan ayrılarak Allah'a doğru bir yolculuğa çıkması ve o sırada yolda olanların hepsiyle beraber Allah'a ulaşması ancak tâbiiyetle gerçekleşir. Kişi Allah'tan mürşidini soracaktır. Hacet namazını kılacak, boy abdestini alacak ve Allah'tan mürşidini soracaktır. 1.’de göstermese bile 2.’de, 3.’de Allahû Tealâ mutlaka o kişiye mürşidini gösterecektir.

Allahû Tealâ kalbe bakar. Kalp gerçekten mürşide ulaşmak istiyor mu? İstiyorsa Allah'ın ona mürşidi göstermemesi mümkün değildir. Kişiye Allahû Tealâ mürşidini gösterir. Bundan sonraki safhada o kişi mutlaka mürşidine ulaşacaktır veya mürşidinin bir vekiline ve ona tâbî olacaktır. Tâbî olmak, Allahû Tealâ’nın emrini yerine getirmektir. El öpülerek gerçekleşir. Allahû Tealâ’nın emirlerine itaat edeceğine dair söz veren o kişi el öpecektir. Ve böylece ruhu Allah'a doğru bir yolculuğa çıkacaktır. Bu Allah'a doğru yola çıkan ruh için Allahû Tealâ 7-8 aylık bir zaman devresinden bahsediyor. Ve bu 7-8 aylık zaman devresi o kişinin ruhunun Allah'a ulaşması için yeterli bir hüviyet taşıyor.

Sevgili kardeşlerim! Bütün insanlar için Allahû Tealâ’nın istediği şey budur. Şimdi “Dînimizin adı ne?” diye soruyorum. “İslâm dîni.” diyeceksiniz. Evet, İslâm dîni. Ne demek İslâm? İslâm, teslim olan demek. Hiç kimse Allah'ın kendisi için gösterdiği mürşide ulaşmadıkça ruhunu Allah'a teslim edemez.

Sevgili kardeşlerim! Böyle bir istikamette bir insanın hacet namazını kılıp Allahû Tealâ’dan mürşidini sorduktan sonra Allah'ın kendisine gösterdiği mürşide veya o mürşidin bir vekiline ulaşıp tâbî olması halinde tâbî olduğu an ruhu vücudundan ayrılır. Allah'a doğru yola çıkan kafileye o da katılır. Bu noktadan itibaren 7-8 aylık bir devrede o kişinin ruhu 7 tane gök katını aşacaktır. 7. gök katında 7 tane âlemden geçecektir. Sonra Sidretül Münteha’ya ulaşacaktır. Oradan da Allah'ın Zat’ına ulaşacaktır.

Sevgili kardeşlerim! Bütün insanlar için Allahû Tealâ dîni bir muhteva olarak koymuş. Muradı ne? Muradı: Mutluluk. Şu anda müslümanlık, musevilik, hristiyanlık diye 3 tane dîn söz konusu, kitaplı dîn. Hz. Musa Tevrat, Hz. İsa İncil ve Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz Kur’ân-ı Kerim. 3 kitap bu statü üzerine Allahû Tealâ tarafından 3 peygambere indirilmiştir. Hz. Musa da bir peygamberdir, Hz. İsa da bir peygamberdir, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz de bir peygamberdir. Önce Hz. Musa yaşamış. Ondan senelerce sonra Hz. İsa, ondan da senelerce sonra Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz dünyaya gelmiş ve görevlerini yapmışlardır. Birincilerin dînine “Musevilik” diyoruz, ikincilerin dînine (yani Hz. İsa’nın dînine) “Hristiyanlık” diyoruz ve Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in dînine “İslâm” diyoruz.

İslâm, teslim olan demek sevgili kardeşlerim! Ve şimdi bizim dîn adamalarına gidip soruyorsunuz: “Sen İslâm mısın?” diye “İslâm’ım.” diyor. “Peki, kime teslim oldun? Neyini teslim ettin?” dediğiniz zaman, cevap yok. “Ben” diyor “İslâm’ın 5 şartını yaşıyorum.” diyor. “Namaz kılıyorum, oruç tutuyorum, zekât veriyorum, hacca gidiyorum, kelime-i şahadet getiriyorum. İslâm’ın şartı 5’tir.” diyor. Biz de diyoruz ki: “Kim diyor bunu? İslâm’ın 5 şartı olduğunu kim söylüyor.” “Dîn adamları söylüyor.” Ama Allahû Tealâ 5 olduğunu söylemiyor. 7’li bir sistem üzerine kuruyor sistemleri.

Sevgili kardeşlerim! Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, kelime-i şahadet getirmek var. Allah'a ulaşmayı dilemek var; 6. Ve teslim olmak var Allahû Tealâ’ya ki; bunların içindeki en önemli faktör 7.’sidir, Allah'a teslim olmaktır.

1- Allah'a ruhunu teslim etmektir.
2- Allah'a fizik vücudunu teslim etmektir.
3- Allah'a nefsini teslim etmektir.
4- Ve Allah'a kişinin iradesini teslim etmesidir.

Bu 4 tane muhteva bütünü ifade eder. Öyleyse İslâm dîni, teslim dînidir. Ve gerçekten insanları mutluluğa, eğer o kişi devam ederse yoluna, mutlaka ulaştırır. Kişi daimî zikre ulaştığı zaman dünyadaki en mutlu insanlardan birisi olur.

Sevgili kardeşlerim! Bütün insanların Allahû Tealâ’nın dizaynı içerisinde mutluluğu yaşaması Allahû Tealâ’nın temel emri. Sevmeliyiz sevgili kardeşlerim! İnsanları sevmeliyiz! Onları mutlu etmeye çalışmalıyız ve unutmamalıyız ki; insanlardan hangisine hangi ölçüde mutluluk verebilirsek aynı ölçüdeki mutluluğu kendimiz de yaşarız. O zaman elimizde çok büyük bir fırsat var demektir mutlu olmak için. Ne kadar çok insana mutluluk ulaştırabilirsek onların toplamı kadar mutluluğu biz yaşayacağımız için büyük mutluluklar yaşamak, her zaman elimizde oluyor sevgili kardeşlerim.

Sevgili kardeşlerim! Hepiniz için Allahû Tealâ’nın istediği şey, sizlerin mutluluğudur. Huzur içinde bir yaşantı, Allahû Tealâ’nın hedefidir. O, hepinizi çok seviyor. Ve istiyor ki hepiniz mutlu olasınız. Sevgili kardeşlerim! Allahû Tealâ’nın hepinizin mutluluğunu istemesi boşuna değil.

Dînsiz bir insan, mutluluğu yakalayamaz. Mutlu olması normal standartlarda mümkün değildir. Çünkü nefsi tamamen afetlerle doludur. Ve bu afetlerle dolu olan nefs, onu her an nefsanî açıdan sıkıntıya sokacaktır. Ama kim Allah'ın yoluna girerse nefsinin kalbindeki afetler zikre paralel olarak, kişinin zikir seviyesine paralel olarak adım adım yok olacaktır. Negatifler yok oldukça kişinin mutluluğu artacaktır. Bu kişi daimî zikre ulaştığı zaman nefsinin kalbinde hiç afet kalmayacaktır. Dünyadaki en mutlu insanlardan birisi olacaktır. Bütün insanlar için Allahû Tealâ hedefleri tayin etmiş ve bu hedefe insanların ulaşmasını açık bir şekilde emretmiş. Tevrat da İncil de Kur’ân-ı Kerim de teslimleri emreder. Hz. Musa da peygamberdir, Hz. İsa da peygamberdir, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz de peygamberdir.

Bu sırayı tarih sırasına göre sıralıyoruz. Elbette bizim için en kıymetli olan, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’dir.

Sevgili kardeşlerim! Suallerinizi sormanız için bu noktada konumuzu tamamlamış oluyoruz inşaallah. Suallerinizi bekliyoruz. Allah hepinizden razı olsun.

SORU: “Tâbiiyet el öperek gerçekleşir.” buyurdunuz. Bir mürşid vekilinin elini öpmek ile mürşidin elini öpmek arasında fark var mıdır?

CEVAP: Fark vardır. Birisi Allah katında diğerinden üstündür. Ama bu fark vardır diye kişiye tesir standartları değişmez. O mürşidin elini öperek başkalarına yardım eden Allah dostları, başka insanlara el vermek yetkisinin sahibi olmuşlarsa, aynı işlem onlar tarafından da gerçekleştirilebilir. Ve bu Allahû Tealâ’nın ni’metidir. Çünkü ne kadar çok yere insanlar ulaşabilirse o kadar çok insan cehennemden kurtulacaktır.

Sevgili kardeşlerim! Biz, insanlara cehennemden bahsettiğimiz zaman, insanlar pek sağlam bir şekilde konuya yaklaşamıyorlar. Ne kadar isterdik onların da cehennemi görmesini! Eğer görselerdi, hiçbirisi o standartlarda kalamazdı. Derhal Allah'a ulaşmayı dilerlerdi, derhal mürşidlerini sorarlardı, derhal tâbiiyetlerini gerçekleştirirlerdi. Ve bütün güçleriyle ruhlarını Allah'a ulaştırmak için çalışırlardı. Bitirirlerse fizik bedenlerini de sonra nefslerini de sonra iradelerini de Allahû Tealâ’ya ulaştırmak için adeta yarışırlardı. Ama insanlar görmüyorlar ve bilmiyorlar, bu da imkânsız bir şey zaten. Allah'ın yoluna girmedikçe kalp gözü açılmadıkça bu söylediğim şeylerin gerçekleşmesi mümkün değildir.

Sevgili kardeşlerim! Hiç kimse Allah'ın yoluna girmedikçe kalp gözü açılmaz. Kalp gözü açılmazsa fizik ötesi olayları göremez. İnsanlardan kim kalp gözünün açılmasını istiyorsa o, mutlaka hacet namazını kılıp mürşidini Allah’tan sormalı ve ona ulaşıp mutlaka tâbî olmalıdır ki ruhu vücudundan ayrılsın, Allah'a doğru yola çıksın ve 7-8 aylık bir devrenin sonunda ruh Allah'a ulaşsın da o kişi ermiş evliya hüviyetine ulaşsın. Bütün insanlar için kapılar açık. Allah razı olsun.

Sual?

- Allah sizden razı olsun Muhterem Efendimiz! Muhterem Efendimiz! Tövbe merasimi için kardeşlerimiz hazırlar inşaallah. Arz ediyorum Muhterem Efendimiz!

Tamam, güzel. Başlıyoruz sevgili kardeşlerim! Tövbe edecek olanlar ayağa kalksınlar.

- Hazırlar inşaallah Muhterem Efendimiz! Arz ediyorum.

Tamam. Ben burada göremedim de anlayamadım. Tamam. Sevgili kardeşlerim! Başlıyoruz inşaallah.

“Euzû billâhi mineş şeytânir racîm. Bismillâhir rahmânir rahîm.

Allahû Tealâ’nın huzurunda, günahlarımız için tövbe ederek ve Allah’tan mağfiret dileyerek ve Allah’ın emir ve yasaklarına uyacağımıza yemin ederek, Allah’tan kendisine kitap, sancak, taht, nur ve kılıç verilen Mehdi Resûl’e, emirlerine itaat edeceğimize yemin ederek ihsanla tâbî olduk. Lâ ilâhe illallah Muhammeden resûlullah ve nebîyyullah.”

Allah kabul etsin. Allah razı olsun sevgili kardeşlerimiz! En kısa sürede inşaallah hedeflerinize ulaşıp, ruhunuzu Allah'a teslim edersiniz. Allah hepinizden razı olsun.

- Allah sizden razı olsun Muhterem Efendimiz! Eğer uygun görürseniz suallerime devam ediyorum Muhterem Efendimiz!

Tamam. Tabiî inşaallah.

SORU: Sevgiyi yaşamak için neler yapmamız gerek?

CEVAP: Burada en önemli faktör zikirdir. Günlük zikir seviyesini yavaş yavaş yükseltmek lâzım. Yani zikre ayrılan pay artmalı. Zikir de sadece Allah kelimesi ile yapılır. “Allah, Allah, Allah, Allah…” diye sesle veya (Allah, Allah, Allah…) diye sessiz yapılır, hatta dili bile kımıldatmadan yapılabilir. Ama sessiz zikir en kolayıdır. Allah razı olsun.

SORU: Namaz kılmak, oruç tutmak, kelime-i şahadet getirmek, zekât vermek ve hacca gitmek ibadetlerini yapan kişi zaten Allah'a ulaşmayı dilemiş sayılmıyor mu?

CEVAP: Hayır, sayılmıyor. Namaz kılmak, farzdır. Oruç tutmak, farzdır. Zekât vermek, farzdır.  Hacca gitmek, farzdır.  Kelime-i şahadet getirmek, farzdır ama sayılmıyor. Bir insanın Allah'a ulaşmayı dilemesi: “Yarabbi! Ben de ruhumu Sana ulaştırmak istiyorum.”

Evvelâ kişi boy abdesti alacak, hacet namazını kılacak ve Allah’tan: “Yarabbi! Ben de ruhumu Sana ulaştırmak istiyorum. Ben hangi mürşide ulaşarak ona tâbî olduktan sonra ruhum vücudumdan ayrılır da Sana ulaşırım? Allah'ım! Bana mürşidimi göstermeni diliyorum. Onun için hacet namazını kılıyorum.” diye kişi boy abdesti alacak, hacet namazını kılacak. Allahû Tealâ, 1.’de olmasa bile 2.’de veya 3.’de, çoğu zaman 1.’de de Allahû Tealâ gösteriyor. Allahû Tealâ ona mürşidini mutlaka gösterecektir.

Bu mürşidin kendisi A şehrinde oturuyor diyelim. Ama o mürşidin tövbe vermeye yetkili olan müridleri daima olacaktır. Ve mürşid yoluna devam ettikçe müridlerin sayısı, tövbe vermeye yetkili olan müridlerin sayısı devamlı artacaktır. Ne olacaktır? Yavaş yavaş ülkenin her tarafında, hatta dünyanın her tarafında mürşidlerin müridleri, tövbe vermeye yetkili olan müridleri bulunmaya başlayacaktır. Ve kişi daha tövbeyi aldığı anda, o kişi cennetin anahtarına da sahip olacaktır; 1. kat cennet.

1- Kim Allahû Tealâ’ya ulaşmayı dilerse o kişi daha o noktada 1. kat cenneti elde eder.
2- Mürşidine tâbî olan kişi 2. kat cennete,
3- Ruhunu Allah'a teslim eden kişi 3. kat cennete,
4- Fizik bedenini teslim eden kişi 4. kat cennete,
5- Nefsini teslim eden kişi 5. kat cennete,
6- Muhlis olan kişi 6. kat cennete,
7- İradesini Allah'a teslim eden kişi 7. kat cennete girer.

Bunların her birisi ayrı bir basamaktır. Bütün insanlara kapılar açıktır.  Allah razı olsun.

SORU: Aile içinde birlik ve beraberliğimizi nasıl sağlarız? Çocuklarımıza Allah sevgisini nasıl anlatabiliriz?

CEVAP: Çocukları mükâfatlandırarak, onlara yavaş yavaş dersleri öğreteceksiniz. Ve imtihan edeceksiniz. İmtihan edip de imtihanı kazanana mükâfat vereceksiniz. Çok bir şey vermeniz gerekmez ama mükâfat vermelisiniz ki; çocuklar şevkle aşkla yollarına devam etsinler. Ve bu onları mutlaka hedeflerine götürecektir inşaallah. Allah razı olsun.

SORU: Allah'ın rızasını kazanmak için nasıl yaşamalıyız ve nasıl ibadet etmeliyiz?

CEVAP:
Sevgili kardeşlerim! Normal standartlarda bir insanın bu hedefe ulaşması pek mümkün değildir. Allahû Tealâ istiyor ki; herkes ruhunu Allah'a ulaştırsın. Hiç kimse kendisinin mürşidini Allah'tan sormadıkça Allah'ın kendisine gösterdiği mürşide veya o mürşidin bir vekiline, kendi bulunduğu yerde bulunan bir vekiline kişi tâbî olmadıkça o kişinin ruhu vücudundan ayrılıp Allah'a doğru giden kafileye katılamaz. Bunun gerçekleşebilmesi için mutlaka bu hususun oluşması lâzım. Kişi hacet namazını kılacak. Allah'ın kendisi için tayin ettiği mürşidin kim olduğunu soracak. Biliyorsunuz ki; hacet namazı evvelâ boy abdesti almakla kılınır. Boy abdesti olmaksızın hacet namazını kimse kılamaz, kıldığı zaman da bir şey ifade etmez zaten.

Sevgili kardeşlerim! Ve kişinin hacet namazını kılıp Allah'tan mürşidini sorması lâzım ve o mürşide veya o mürşidin bir vekiline ulaşıp tâbî olması şart. Böylece o kişi için mutluluk mutlaka tahakkuk eder sevgili kardeşlerim! Allah yolunda olmak, mutluluğun oluşması için temel faktördür. Tâbiiyet yoksa ruhun vücuttan ayrılması ve Allah'a doğru yola çıkması ve o ruhun Allah'a ulaşması (yani kişinin ermiş evliya olması) mümkün değildir. Allah razı olsun.

SORU: İçimizden gelen öfke ve nefret afetinden nasıl kurtulabiliriz?

CEVAP: Mürşide tâbî olmak burada şarttır. Ve tâbiiyetle beraber kişinin zikre başlaması söz konusudur. Bu zikrin devamı, o kişinin nefsindeki afetleri adım adım yok edecektir. Allah razı olsun.

SORU: Sevgimizi insanlara nasıl ispat edebiliriz? Onlara nasıl gösterebiliriz?

CEVAP: İspat etmek gerekmiyor. Sevgi kendisini her halükarda gösterdiği gibi nefret de kendisini her hâlükârda gösterir. İnsanlar eğer sevgiyle davranıyorlarsa davranış biçimi bellidir. İnsanlar tarafından mutlaka hissedilir. Nefretle davranıyorsa nefretini açık bir şekilde ortaya koyuyorsa o da insanlar tarafından bellidir. Allahû Tealâ’nın istediği şey, insanların birbirlerini sevmeleridir. Allahû Tealâ bu sevginin muhtevasını 7 tane kademeyle ifade eder.

1- Bir insan Allah'a ulaşmayı dileyip de ölse 1. kat cennete girer.
2- Mürşidine tâbî olduktan sonra ölse 2. kat cennete girer.
3- Ruhunu Allah'a ulaştırdıktan sonra ölse 3. kat cennete girer.
4- Fizik vücudunu teslim edip ölse 4. kat cennete girer.
5- Nefsini teslim etse 5. kat cennete girer.
6- Muhlis olursa 6. kat cennete girer.  
7- İradesini de Allah'a teslim ederse 7. kat cennete girer.

Cennetler 7 kattır. Her biri için gördüğünüz gibi ayrı bir dizayn söz konusudur. Ve burada zikrin başlangıç noktasıyla bitiş noktası arasındaki farklılığı görüyoruz. Son hedeflere ulaşanlar daimî zikrin sahipleridir. Allah razı olsun.

SORU: Ben küçüklüğümden beri İslâm’ın 5 şartını yerine getiriyorum. Ben İslâm olmuş olur muyum?

CEVAP: Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek ve kelime-i şahadet getirmek, bu İslâm’ın 5 şartı. Ama Kur’ân-ı Kerim, İslâm’ın şartının 5 olmadığını, 7 olduğunu söylüyor.

* Allah'a ulaşmayı dilemek; 6.
* Allah'a teslim olmak; 7.

Dînimizin adı “İslâm dîni” sevgili kardeşlerim! Bunu hiç unutmayacaksınız, bu söylediğimi! İslâm dîni demek; teslim olanların dîni demek. İslâm, Allah'a teslim olan demek. Kişi Allah'a ruhunu teslim eder; bu başlangıç teslimidir. Sonra fizik vücudunu teslim eder, daha üst kademe. Nefsini teslim eder ki burası daimî zikri gerektirir. En sonunda da iradesini Allah'a teslim eder; 4. teslim. Ruhun, vechin (yani fizik vücudun), nefsin ve iradenin Allah'a teslimi; 4 tane teslim. Her biri Kur’ân-ı Kerim'de farz kılınmış. Ama bu 4 teslimi gerçekleştirmezse insan cehenneme mi gider? Allahû Tealâ o kadar insanları seviyor ki! Ki onlara ruhundan üfürdüğünden zaten bu da belli, Allah'ın ruhundan üfürdüğü, yalnız insan adı verilen mahlûktur.

Sevgili kardeşlerim! Allah bütün insanları çok sever ve onlara emri “Ruhunuzu Bana ulaştırın.” şeklindedir. Allahû Tealâ, bütün insanların ruhlarını dünya hayatını yaşarken Allah'a ulaştırıp ermiş evliya olmalarını ister. Ermiş evliya ne demek? Ruhu dünya hayatını yaşarken Allah'a ulaşmış. Peki, ne zaman ruh vücuttan ayrılır? O kişi Allah'a ulaşmayı dilediği zaman değil. Mürşidine (Allah’tan mürşidi sorduktan sonra) ulaştıktan sonra bu mürşide tâbî olur. Tâbî olduğu anda da ruh, vücudu terkeder. Herhangi bir mürşid olmaz. Allah'ın tayin ettiği mürşid olacak. Mürşide tâbî olmazsa gene olmaz. Mutlaka kişinin bir mürşide tâbî olması lâzım. Bu mürşid herhangi bir mürşid de olmaz. Allah'ın kendisi için tayin ettiği mürşid!

Sevgili kardeşlerim! Ama kişinin mürşidi öyle bir yerde ki ona ulaşması mümkün değil. İşte böyle olan mürşidlerin zaten birçok tövbe verebilecek seviyede olan müridleri var. Onlardan kendi şehrinde bulunan o mürşidin müridine ulaşıp da, tövbe vermek yetkisi olan müridine ulaşıp da tâbî olan kişi de aynı standartların sahibi olur. Allah razı olsun.

SORU: Allah'ın katında en kıymetli olanlar kimlerdir?

CEVAP: En çok kıymetli olanlar; Allahû Tealâ’ya ruhlarını, fizik vücutlarını, nefslerini ve iradelerini teslim edenlerdir. Allahû Tealâ insanların standartlarına bakıyor. 7 kat cennete 7 safha söz konusu oluyor.

1- Bir insan Allah'a ulaşmayı dileyip ölse 1. kat cennete girer.
2- Mürşidine tâbî olup ölse 2. kat cennete girer.
3- Ruhunu Allah'a ulaştırıp ölse 3. kat cennete girer.
4- Fizik vücudunu teslim etse 4. kat cennete girer.
5- Nefsini teslim etse 5. kat cennete girer.
6- Muhlis olsa 6. kat cennete girer.
7- İradesini de Allah'a teslim ederse 7. kat cennete girer.

7 kat cennetin sıralanması böyle, sevgili kardeşlerim! Bu muhteva üzerinden insanları ölçebilirsiniz. Onlarla konuşursanız, hangi noktada olduğunu size anlatırsa, onun hangi seviyede olduğunu, kaçıncı kat cennete gireceğini öğrenebilirsiniz.

Bir insan Allah'a ulaşmayı dilediği andan itibaren gerçekten dilemişse, onun cennete girmemesi mümkün değildir. Gerçekten dilediğini nereden anlayacak kişi? O kişi o noktadan itibaren zikirlerini yapmaktan büyük bir mutluluk duymaya başlar. Namaz kılmaktan büyük bir mutluluk duymaya başlar. İbadetler onun için artık bir zevktir. Bu zevki yaşayan bütün insanlar için Allah'ın cenneti hazırdır. Allah razı olsun.

SORU: İnsanlar ölünce “Ruhunu teslim etti.” derler. Ruhumuz yalnızca ölürken mi bizi terk eder?

CEVAP: Hayır. Ondan çok daha evvel, ruhu teslim etmek mümkündür. Meselâ şu anda sizinle ruhsuz bir insan konuşuyor. Ne yaptık biz? Mürşidimize tâbî olduk. Yani gittik, mürşidimizin elini öptük. Bizim mürşidimiz, Muhammed Raşid Hazretleriydi. Allah rahmet eylesin!

Sevgili kardeşlerim! Bu muhtevada hepiniz için mürşid tayini mümkündür. Kim bir mürşide ulaşmak istiyorsa boy abdesti alacaktır. Hacet namazını kılacaktır. Allah’tan mürşidini soracaktır. Allahû Tealâ, 1.’de göstermese bile en çok 3.’de mutlaka mürşidini gösterir. Kişi o mürşide veya o mürşidin kendi bulunduğu yerde bir vekili varsa ona ulaşıp tâbî olduğu takdirde ruhu vücuttan ayrılarak Allah'a doğru yola çıkar inşaallah. Allah razı olsun.

SORU: İnsanlara olan sevgimizi nasıl arttırabiliriz?

CEVAP: İnsanlara olan sevginizi; onlarla konuşarak, onlara yaklaşarak, onların gönüllerini alarak arttırabilirsiniz.

Sevgili kardeşlerim! Birçok insan, Allah'ın hakikatlerini bilmiyor. Hiç kimse Allah'a ulaşmayı dilemeden 1. kat cennete giremez. Mürşidine tâbî olmak için hacet namazını kılıp Allah'tan mürşidini sorması lâzımdır. Allah'ın kendisine tayin ettiği mürşide veya o mürşidin kendi bulunduğu yerde bir müridi varsa ulaşabileceği her yerde olabilir, o müride tâbî olup aynı neticeye ulaşabilir. Ne demek aynı neticeye ulaşabilir? Yani tâbî olduğu anda o kişinin ruhu vücudundan ayrılır ve Allah'a doğru yola çıkar. 7-8 aylık bir yolculuğu ifade eder bu ve 7-8 ayın sonunda, ruh mutlaka Allah'a ulaşır.

Ne olmuştur? Kişinin ruhu Allah'a ermiştir, Allah'a vasıl olmuştur. İşte bu kişi artık ermiş evliyadır. Ruhu Allah'a ulaşmıştır. Ruhu Allah'a ermiştir. O kişiye “ermiş” denir. Kimin ruhu dünya hayatını yaşarken Allah'a ulaşmışsa o kişi ermiş olmak şerefine erer. Allah razı olsun.

SORU: Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: “Karıncanın ayak seslerinden daha sinsi olan gizli şirkten sakının.” Buradaki gizli şirk nedir? Açıklar mısınız?

CEVAP: Sevgili kardeşlerim! Şirk, Allahû Tealâ’nın yasak ettiği fiillerin işlenmesidir. Şirk; insanların Allahû Tealâ’nın emrinin dışındaki hedeflere kendilerini hedeflemeleridir. İşte İslâm âleminde korkunç bir tuzak, bunun en güzel misalidir. İslâm âleminde sorduğunuz zaman bizim sevgili dîn adamlarımıza, İslâm’ın standartları:

* Namaz kılmak (diyor), 1.
* Oruç tutmak, 2.
* Zekât vermek, 3.
* Hacca gitmek, 4.
* Kelime-i şahadet getirmek, 5.

Hayır, sevgili kardeşlerim! İslâm’ın şartı 5 değildir. Kur’ân-ı Kerim 7’li bir sistem üzerine kurulmuştur. Namaz kılmak da farzdır. Oruç tutmak da farzdır. Zekât vermek de farzdır. Hacca gitmek de farzdır. Kelime-i şahadet getirmek de farzdır. Tamam. Ama bir insanı İslâm yapan şey, onun ruhunu Allah'a teslim etmesidir. İslâm, teslim olan mânâsına geliyor. Kur’ân-ı Kerim, insanların ruhlarını Allah'a teslim etmesini farz kılıyor. Fizik bedenlerini teslim etmelerini farz kılıyor. Nefslerini Allah'a teslim etmelerini farz kılıyor. Ve iradelerini Allah'a teslim etmelerini farz kılıyor.

Öyleyse ruhun, vechin, nefsin ve iradenin Allah'a teslimi, 4 tane teslim vücuda getiriyor. Bu 4 teslim, 7 safhada gerçekleşir. Safha 7:

1- Allah'a ulaşmayı dilemek.
2- Mürşide tâbiiyet.
3- Ruhun Allah'a ulaşması.
4- Fizik bedenin teslimi.
5- Nefsin teslimi.
6- Muhlis olmak.
7- İradeyi Allah'a teslim etmek.

7 tane safhanın her biri bir gök katını ifade eder. Ve kişinin Allah'ın Zat’ına ulaşması, bu 7 tane safhayı geçmesiyle mümkündür. Allah razı olsun.

SORU: Ben Allah'ın dostu olmak için ne yapmalıyım? Hz. Rabia gibi nasıl olabilirim?

CEVAP: Allah'a ulaşmayı dileyerek başlayacaksın evlâdım! Ve böyle bir dilekten sonra boy abdesti alacaksın, hacet namazını kılacaksın. Allah'tan mürşidini soracaksın. Allah'ın gösterdiği mürşid veya bunun bir vekili, mutlaka ulaşman lâzımgelen, el öpmen lâzımgelen bir hüviyet taşır. Gideceksin, sana en yakın olan kimse o mürşidin emrinde olanlardan, vekâlet verdiklerinden veya mürşidin kendisi senin bulunduğun yerdeyse…

Böylece hedefe gidersin. Ama “Benim bulunduğum yerde bir tane mürşid var. Ben oraya gidip tâbî olmak istiyorum. Uygun mu?” diye sorarsan biz deriz ki: “Hayır, uygun değil.”  Yapman lâzımgelen; Allah’tan, boy abdestini alıp mürşidini sorman ve o mürşidin bir vekiline ulaşıp ona tâbî olmaktır.

Herkesin tıynetini, sahip olduğu vasıfları Allah bilmektedir. Ve herkese Allahû Tealâ’nın tayin ettiği mürşid, o vasıfların sahibi olmak mecburiyetinde olduğu için, bu mutlaka Allah'tan sorulmalıdır. Ve o standartlarda yaşanmalıdır. Yani kendisine ait olan mürşid hangi vasıfların sahibiyse Allahû Tealâ onu bildiği için kişi sorduğunda hacet namazını kılıp sorduğunda o kişiye o mürşidi gösterecektir. Onu hedefine ulaştıracak olan mürşidi gösterecektir. Bu da o kişiyi mutlak olarak hedefe ulaştırır. Allah razı olsun.

SORU: Mürşid olmadan Allah'a ulaşmak mümkün müdür?

CEVAP: Mürşid olmadan Allah'a ulaşmak, normal standartlarda mümkün değildir. Ruhun vücuttan ayrılabilmesi için kişinin mutlaka mürşidine ulaşıp tâbî olması şarttır. O mürşidi orada yoksa mürşid vekili de, kendi bulunduğu yerde bulunan bir mürşid vekili de bu görevi gerçekleştirebilir. Ama mutlaka tâbiiyet şarttır. Cereyanın geçmesi mutlak olarak gerekir. Allah razı olsun.

SORU: İnsanlara İslâm’ı anlatıyoruz ama sevdiremiyoruz. Ne yapabiliriz?

CEVAP: Onlara yaklaşım biçiminizin ne olduğunu bilmem lâzım. Sevgili kardeşlerim! İnsanları şu veya bu şekilde zorlamanız, onların hedefe gitmesini sağlamaz; tam aksine ters tesir yapar. Bu bakımdan dîn adamları olarak sizler, Allah'a ulaşmayı dilemekten başlayan, bu hedefe ulaşacak olan insanlara bir anlatım biçiminiz olmalı. Şu anda koskoca bir İslâm âlemi, İslâm’ın 5 şartına endekslenmiş vaziyette. Bu ise büyük bir yanlışlıktır, eksikliktir. Evet. Namaz kılmak da farzdır, oruç tutmak da zekât vermek de hacca gitmek de kelime-i şahadet getirmek de farzdır. İslâm’ın 5 şartı. Ama İslâm’ın şartı 5 değildir. Allah'a ulaşmayı dilemek 6. şarttır. Allah'a teslim olmaksa 7. şarttır ki en önemlisi olan 6 ve 7, şeytan tarafından İslâm âleminden gizlenmeye çalışılıyor.

Sevgili kardeşlerim! Bütün insanlara anlatın. “İslâm’ın şartı 5 değildir.” deyin. Allah'a ulaşmayı dilemek 6. şart ve ruhunuzu, fizik bedeninizi, nefsinizi ve iradenizi Allah'a teslim etmek 7. şart. “Dikkat edin.” diyeceksiniz. “Dîninizin adı, İslâm dîni yani teslim dîni. Şimdi sen bana diyorsun ki: ‘Ben namaz kılıyorum, oruç tutuyorum, zekât veriyorum, hacca gidiyorum, kelime-i şahadet de getiriyorum. İslâm’ın 5 şartını yerine getiriyorum. Daha ne istiyorsun? Daha ne yapayım? Bu kadarı bana yeter.”

Yetmez sevgili kardeşlerim! Evet, namaz kılmak da oruç tutmak da zekât vermek de hacca gitmek de kelime-i şahadet getirmek de farzdır. Ama İslâm’ın şartı 5 değildir. İslâm’ın şartı 7’dir. Bunlar var. Namaz kılmak var, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, kelime-i şahadet getirmek ama 6.’sı Allah'a ulaşmayı dilemek, 7.’si de; hepsinden önemli, Allah'a teslim olmak.

Ruhu 1, fizik bedeni 2, nefsi 3, iradeyi 4. Allah'a ruhu, vechi, nefsi ve iradeyi teslim etmekle hepiniz vazifelisiniz. İslâm, teslim olmaktır. Ve bu 4 tane teslim faktörü ruhun, vechin, nefsin ve iradenin Allah'a teslimi, Kur’ân-ı Kerim'de farz kılınmıştır. Ve şeytan, bütün İslâm âlemine korkunç bir tuzak kurmuştur ve bunları devre dışı bırakmayı başarmıştır.

Sevgili kardeşlerim! Dînini öğrenmek isteyen, bizlere ulaşsın. Onlara diyoruz ki: “Hayır. İslâm; namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek ve kelime-i şahadet getirmek değildir.” Bu şartların 5’inde de teslimle alâkalı hiçbir şey yok. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, kelime-i şahadet getirmek. Ama sen;

* Allah'a ruhunu teslim etmek mecburiyetindesin; 1.
* Fizik bedenini teslim etmek mecburiyetindesin; 2.
* Nefsini teslim etmek mecburiyetindesin; 3.
* İradeni de Allah'a teslim etmek mecburiyetindesin; 4.

Bunları teslim ettiğin zaman asıl cennet katlarını aşabilirsin. Bu teslimler yoksa İslâm da yok.

İslâm, teslim olan demek sevgili kardeşlerim! “Ben İslâm’ım. İslâm’ın 5 şartını yaşıyorum.” demeniz bir şey ifade etmiyor. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, kelime-i şahadet getirmek; İslâm’ın 5 tane şartıdır sadece. Ama İslâm’ın şartı 5 değildir, 7’dir.
Allah'a ulaşmayı dilemek, 6. şart ve teslimler, 7. ve en önemli şart. Ve şeytan bunu koskoca bir İslâm âlemine unutturmakla vazifeli kılmış kendisini. Ve bizim dîn adamlarına gidip sorduğumuz zaman “İslâm’ın şartı kaçtır?” diye, size “İslâm’ın şartı 5’tir.” derler. Bu korkunç bir aldanmadır! Bu korkunç bir yanlıştır!

Sevgili kardeşlerim! Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim'i indirmiş, hamdolsun ki! Biz bunları söylerken, Kur’ân-ı Kerim'den bahsederek konuşuyoruz size. Olmazsa Allahû Tealâ’dan sorarak konuşuyoruz. Allah’la konuşulur mu? Evet. Şu anda dinlediğiniz bu kişi yani biz, her zaman Allah ile konuşmak yetkisinin sahibiyiz. Bu devrin imamı da biziz. Huzur namazının bu devirdeki imamı da biziz. Her an Allah ile konuşmak yetkisinin sahibiyiz. Her an dilediğimizi O’na sorarız. Yüce Rabbimiz de bize mutlaka cevabını verir. O, sahibimizdir. O, Allah’tır.

Sevgili kardeşlerim! Bütün insanlar için Allahû Tealâ kapıları ardına kadar açmış. İstiyor ki; bütün insanlar hedeflerine ulaşsınlar. Şu anda dînlere baktığımız zaman ilk musevilik, sonra hristiyanlık en sonra da İslâm geliyor, tarih sırası itibariyle. Ama Hz. Musa da bir peygamberdir, Hz. İsa da bir peygamberdir, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz de bir peygamberdir. “Bizim peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’dir. Biz ötekileri peygamberlikten saymayız.” diyen birisi, büyük bir hatanın içindedir. Kur’ân-ı Kerim'de Hz. Musa’nın da Hz. İsa’nın da peygamber olduğu açık bir şekilde yer almış durumda sevgili kardeşlerim!

Öyleyse hepimiz kendimize düşen görevi en güzel şekilde yapmalıyız. Allahû Tealâ’nın bizden istediğine baktığımız zaman ne görüyoruz? Allahû Tealâ bizim ermiş evliya olmamızı istiyor. Yani namaz kılacağız, oruç tutacağız, zekât vereceğiz, hacca gideceğiz, kelime-i şahadet getireceğiz ama Allah'a ulaşmayı dileyeceğiz. Ve mürşidimize tâbî olacağız. Tâbî olmazsak ne olur? Tâbî olmazsak İslâm olamayız. İslâm, teslim olan demek. Hiç kimse ruhunu Allah'a teslim etmedikçe Allah'a teslim olmuş olmaz.

1- Ruhumuzu,
2- Fizik bedenimizi,
3- Nefsimizi,
4- İrademizi.

Bu 4 faktörü de Allah'a teslim etmekle vazifeliyiz. Ve bunlar gerçekleşmezse cehenneme mi gideriz? Hayır, daha O’nu dilediğimiz anda Allahû Tealâ cehennemden kurtarıyor bizi. “Yarabbi! Ben de ruhumu Sana ulaştırmak istiyorum. Ne olur, benim de ruhumu Sana ulaştırmayı nasip kıl.” Böyle bir talebin sahibi olan kişi, 1. kat cenneti hak etmiştir. Allahû Tealâ ona, bunun üzerine hacet namazını kıldığı takdirde mutlaka mürşidini gösterecektir. İşte o mürşide ulaşıp da ona tâbî olduğu an, kişinin ruhu vücudundan ayrılıp Allah'a doğru yola çıkar. 7-8 aylık bir devrede de bu ruh mutlaka Allah'a ulaşır.

Ne oldu? Kişinin ruhu Allah'a ulaştığı için o kişi ermiş evliya oldu. Ruhu Allah'a erdi. Bundan sonra kişi fizik vücudunu Allah'a teslim edecektir. Nefsini teslim edecektir. Muhlis olacaktır. İradesini de Allah'a teslim edecektir. Ve böylece 7 tane safhayı tamamlamış olacaktır. Allahû Tealâ’nın en üst kat cennetlerine girebilecektir.

Sevgili kardeşlerim! Bütün insanlar için Allahû Tealâ’nın istediği şey, açık ve kesindir. Allah'a teslim olmamız. 4 teslim diyorlar: Ruhun teslimi, fizik bedenin teslimi, nefsin teslimi ve iradenin teslimi. Herkes için bu teslimler farzdır. “Ee bu teslimleri tamamlayamazsak cehenneme mi gideceğiz?” Olur mu?

* Daha insan Allah'a ulaşmayı dilediği takdirde 1. kat cennetin sahibi. Sonra ne yapıyor bu kişi?
* Mürşidine tâbî oluyor ve ruhu vücudundan ayrılıyor; 2. kat cennetin sahibi.
* Ruh Allah'a ulaşıyor. Bu, 3. kat cennetin sahibi kılar kişiyi.
* Sonra kişi fizik vücudunu teslim ediyor; 4. kat cennet.
* Nefsini teslim ediyor; 5. kat cennet.
* Muhlis oluyor; 6. kat cennet.
* İradesini de Allah'a teslim ediyor; 7. kat cennet.

Bütün insanlar için cennetler hazırlanmış. Her kademe için hazır bir cennet var. Sevgili kardeşlerim! Herşey çok mu güzel yoksa bana mı öyle geliyor? Ne diyorsunuz? Allah hepinizden razı olsun.

-Allah sizden razı olsun Muhterem Efendimiz! Herşey sizinle güzel inşaallah.

SORU: Siz hep “Seviniz!” diyorsunuz ama bugün İslâm âleminin çoğu şiddet ve nefret içerisinde. Bu ikilem neden kaynaklanıyor?

CEVAP: Ee, görevlerin yapılmamasından…

Ayrıca insanlar kendilerine göre hedefler tayin etmişler. Diyorlar ki: “İslâm’ın şartı 5’tir. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, kelime-i şahadet getirmek.” Ama Allahû Tealâ “5’tir.” demiyor “7’dir.” diyor. Allah'a ulaşmayı dilemek var bunun arkasından; 6.’sı. 7.’si de asıl önemlisi, en önemlisi 7.’si Allah'a teslim olmak.

1- Ruhumuzu Allah'a teslim etmek.
2- Fizik bedenimizi Allah'a teslim etmek.
3- Nefsimizi Allah'a teslim etmek.
4- İrademizi Allah'a teslim etmek.

Hepsi Kur’ân-ı Kerim'de farz! Ve bizim sevgili dîn adamlarımızla konuştuğunuz zaman bu istikamette bir bilgiyi size veremiyorlar. Sevgili kardeşlerimiz! Bunları onlar Kur’ân-ı Kerim'den bilmeleri lâzım. İslâm’ın şartı 5 değildir, İslâm’ın şartı 7’dir. Ve onlara söylerseniz eğer “Senin dîninin adı ne?” diye. Bu kesin bir teslim olur onlar için, kesin bir kabul olur.

Ne diyor? “Benim dînimin adı İslâm.” “Ne demek İslâm? Bana cevap verebilir misin?” dediğiniz zaman yalan söyleyemez. İslâm, teslim olan demek. O zaman “Sevgili kardeşim, sevgili hocam! Allah razı olsun. İslâm teslim olan demek. Ne kadar güzel söyledin. Bizi de bu istikamette bilgilendirmiş oldun. Sorabilir miyim hocam, ayıp olmazsa? Allah'a sen neyini teslim ettin?” İşte film koptu! Bizim dîn adamları, İslâm’ın 5 şartıyla hareket ettikleri için ne ruhlarını ne fizik bedenlerini ne nefslerini ne de iradelerini Allah'a teslim edemezler.

Sevgili kardeşlerim! Allah'a ruhunuzu teslim etmeniz için mutlaka bir mürşidinizin olması lâzım. Allah'tan mürşidinizi soracaksınız. Boy abdesti alacaksınız, hacet namazını kılacaksınız. Allah'tan mürşidinizi soracaksınız. Göstermedi! Tekrar soracaksınız, tekrar soracaksınız… Mutlaka Allahû Tealâ gösterir. Gösterirse ne yapacaksınız? O mürşide veya onun sizin bulunduğunuz yerde bulunan bir vekiline, tövbe vermek yetkisi olan bir vekiline tâbî olacaksınız. Tâbiiyetle beraber ruhunuz vücudunuzdan ayrılır, Allah'a doğru yola çıkar. 7-8 aylık bir devrenin sonunda, ruhunuz 7 tane gök katını aşmış olur. 7. katta 7 tane âlemden geçmiş olur. Oradan Sidretül Münteha’ya çıkmış olur. Oradan da Allah'ın Zat’ına ulaşmış olur. Ne olursunuz? Ermiş evliya olursunuz.

İşte sevgili kardeşlerim! Allahû Tealâ’nın istedikleri bu kadar basit ve kolay. Kim Allah'a ulaşmayı dileyip ölürse 1. kat cennete girerken, mürşidine tâbî olan kişi 2. kat cennete giriyor. Tâbî olan bu kişinin ruhu mutlaka 7-8 ay içinde Allah'a ulaşır. Allah ulaştırır. Çünkü ifade açık bir şekilde Kur’ân-ı Kerim'de yer almış. “Kim Bana ulaşmayı dilerse, Ben onu Kendime ulaştırırım.” diyor Allahû Tealâ.

42/ŞÛRÂ 13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).


Allah bu sorumluluğu alıyor üzerine. Kişinin istemesi, Allah'ın katında yeterli. Ona yardım edip mutlaka o kişinin ruhunu Kendisine Allah ulaştırıyor. Ne olur ulaştırırsa?

Allah'a ulaşmayı dileyen bu kişi 1. kat cennetin sahibi olurken, mürşidine tâbî olan kişi 2. kat cennetin sahibi oluyor. Ve ruhu vücudundan ayrılıyor, Allah'a ulaşıyor. Allah'a ruhu ermiş olan birisi 3. kat cennetin sahibi oluyor ve artık o sadece evliya değildir, ermiş evliyadır. Sonra fizik vücudun teslimi; 4. kat cennet. Nefsin teslimi; 5. kat cennet.  Muhlis olmak; 6. kat cennet. İradeyi Allah'a teslim etmek; 7. kat cennet sevgili kardeşlerim! Allah razı olsun.

SORU: İçimden hep insanlara karşı nefret duygusu geliyor. Bu duyguyu sevgiye dönüştürmek mümkün müdür?

CEVAP: Elbette mümkündür. Allah'a ulaşmayı diledin mi evlâdım? Konu buradan başlar. Tâbiiyetin gerçekleştiyse bu istikamette sağlam bir adım attın demektir. Ama acaba ruhunu Allah'a ulaştırmak için ne yaptın? Ruhunu Allah'a ulaştırmakla vazifelisin. O zaman ermiş olursun. 3. kat cennetin sahibi olursun. Sonra daha çok zikirle fizik vücudunu teslim edeceksin Allahû Tealâ’ya. Daimî zikirle nefsini Allah'a teslim edeceksin. Sonra muhlis olacaksın, sonra iradeni de Allah'a teslim edeceksin. Ve böylece 6. ve 7. kat cennetlere de ulaşmış olacaksın. 7 kat cennet, bütün insanlar için onları bekliyor. Allah razı olsun.

SORU: Ölmeden önce ölmek ne demektir?

CEVAP: Ölmeden önce ölmek; ruhu Allah'a teslim etmek demek. Ölen bir insan ruhu kendisinden ayrılır ve geri döner, Allah'a döner. İşte bir insanın ruhunun, o kişi yaşarken Allah'a ulaşması, o kişi için Allahû Tealâ’nın bir ni’metidir. O kişi ermiş evliyadır. Ruhunu Allah'a ulaştırmayı dilemiştir. Allah'a müracaat etmiştir. Mürşidini sormuştur. Allah göstermiştir. O kişi mürşidine gidip tâbî olmuştur. Tâbî olunca ruhu vücudundan ayrılmıştır. Ve 7-8 aylık bir devre içinde 7 tane gök katını birer birer aşmış ve Allah'a ulaşmıştır. Hiç kimse mürşidine tâbî olmadan ruhunu Allah'a ulaştıramaz. Ruhun vücuttan ayrılıp Allah'a ulaşması ancak o kişinin mürşidine tâbî olmasıyla başlar. Ancak o zaman ruh vücuttan ayrılarak Allah'a doğru yola çıkar. Allah razı olsun.

SORU: Eşler arasındaki sevgi ve muhabbet nasıl gerçekleşebilir?

CEVAP: Bunun adına “sevgi” diyorlar. Birbirlerini sevmeleri lâzım! E Allah da devredeyse o zaman çok daha kolay olur birbirlerine karşı sevgi duymaları ve mutluluğu yaşamaları. Allah razı olsun.

SORU: “Namaz dînin direğidir.” diyorlar. Namazdan daha değerli bir ibadet var mıdır?

CEVAP: Evet, namazdan daha değerli bir ibadet vardır. Bunun adına “zikir” diyoruz. Yani Allah kelimesini “Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah…” diye sesle tekrar etmek. Bu az zikir şeklinde olur. Günün yarısından daha fazla bir zamana ihtiva ederse bu zikir, o zaman buna çok zikir diyoruz. Ama o kişi hep zikrediyorsa zikirle uyuyorsa uyandığı zaman da hâlâ zikrini devam ettirmişse işte o kişi daimî zikrin sahibidir. Allah katında en değerli insanlar daimî zikrin sahipleridir. En mutlu insanlar gene onlardır. Allah razı olsun.

SORU: Dedikodu afetinden nasıl kurtuluruz?

CEVAP: Kendinize hâkim olarak. Kendi kendinize söz verin ve yemin edin. “Artık ben dedikodu yapmayacağım.” diye. Ve size dedikodu etmek üzere gelen insanlara diyeceksiniz ki: “Ben bu işte yokum artık. Başkaları hakkında negatif bir şeyler söyleyeceksen benimle böyle bir konuyu konuşmanı istemiyorum. Ben böyle bir konu için artık yokum. Seninle arkadaşlığımız devam eder. Ben seni çok seviyorum. Ama bu istikamette seninle paralel bir yaklaşımımız olmaz. Allah razı olsun.” der ve bitirir bu işi. Allah razı olsun.

SORU:
Mutlu olmak istiyorum. Nefsimden ve şeytandan kurtulmak istiyorum. Bunu nasıl başarabilirim?

CEVAP:
Herhalde tâbî oldun! Olmuşsan eğer zikrini devamlı arttırmak mecburiyetindesin. Arttırdıkça en önemlisi dünya mutluluğun devamlı olarak artacaktır. Zikir, ibadetlerin bu sebeple Allahû Tealâ tarafından en büyüğü olarak ilan edilmiştir. Diyor ki Allahû Tealâ:

29/ANKEBÛT 45: Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte), innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).

Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et (namazı kıl). Muhakkak ki salât (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder). Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir.


“Ve le zikrullâhi ekber.”
 
ve: ve
le: mutlaka
zikrullâh: Allah'ın adını “Allah, Allah, Allah, Allah…” diye sesle veya (Allah, Allah, Allah, Allah…) diye sessiz veya içinden, kişinin dilini bile kımıldatmadan içinden “Allah” diye söylemesi. Ama 3.’sü insanlar tarafından çok başarılı bir neticeye ulaştırılamaz. 1. ve 2. uygundur. Kişi ya sesli olarak zikreder “Allah, Allah, Allah...” diye veya sessiz olarak (Allah, Allah, Allah, Allah…) diye.

Allahû Tealâ zikri farz kılıyor.

1- Bu az zikirdir; günün yarısından daha az zikir.
2- Çok zikir; günün yarısından daha fazla zikir yani 12 saatten daha fazla zikir, çok zikirdir.
3- Bir de zikri daim; daimî zikir; bir kişinin zikirle yatıp uyurken de Allahû Tealâ’yı zikretmesi ve uyandığı zaman da zikrinin devamı.

İşte en kıymetli zikir bu zikirdir. Bu zikir daimî zikirdir. Allah razı olsun.

SORU: Dünya sulhuna ulaşmak için kişilerin kendini düzeltmesi gerekir diye biliyorum. Bu sulha ulaşmak için nereden başlamalıyız?

CEVAP: Sevgili kardeşlerim! Bu sulha ulaşmak için milletlerin yetkililerinin biraraya gelmesi ve aslında dînlerini incelemeleri beraberce, temel hedeftir. İncelerlerse ne görecekler? Bakacaklar ki; Tevrat’ta da İncil’de de Kur’ân-ı Kerim'de de 7 safha ve 4 teslim var. Ruhun teslimi, fizik bedenin teslimi, nefsin teslimi, iradenin teslimi. Bu 4 tane teslim ama kademeler 7 tane.

1- Allah'a ulaşmayı dilemek.
2- Mürşide tâbiiyet.
3- Tâbiiyetle beraber ruhun vücuttan ayrılarak Allah'a ulaşması.
4- Fizik bedenin teslimi.
5- Nefsin teslimi.
6- Muhlis olmak.
7- İradeyi Allah'a teslim etmek.

Bu 7 safhanın her birisi Allahû Tealâ’nın emridir. Ve kişi bunları gerçekleştirdiği takdirde ruhunu, vechini, nefsini ve iradesini Allah'a teslim ettiği takdirde gideceği yer Adn cennetleridir, cennetlerin en üst kademesi. Allah razı olsun.

SORU: Allah'a ulaşmayı diledim. 8 aydır zikir yapıyorum. Fakat tövbe almadım. Acaba tövbe almam gerekir mi?

CEVAP: Gerekir tabiî. Zaten anlamı yok ki geri kalanları yapması. Onun, Allahû Tealâ dînimize “İslâm dîni” diyor. Yani teslim dîni bunun mânâsı. Hiç kimse mürşidine tâbî olmadan ruhu vücudunu terk edip Allah'a doğru yola çıkamaz. Dolayısıyla o kişinin Allah'a teslim olması yani gerçek anlamda İslâm olması mümkün değildir.

Sevgili kardeşlerim! İslâm, İslâm’ın 5 şartından ibaret değildir. En korkunç yanlışlık, işte İslâm âleminde budur. Namaz kılmak da farzdır, oruç tutmak da zekât vermek de hacca gitmek de kelime-i şahadet getirmek de farzdır. Tamam. Ama bu farzlar yetmez. İslâm, İslâm’ın 5 şartından ibaret değildir. 7 tane şart var. Allah'a ulaşmayı dilemek, mürşide tâbiiyet. Bu 2 tane muhteva hedefe götürür insanı.

Sevgili kardeşlerim! Bütün insanlar için Allahû Tealâ’nın istediği şey; herkesin ruhunu Allah'a ulaştırmasıdır. Dînimizin adı bunu tam olarak ifade eder. İslâm! Yani teslim olan. İslâm, teslim olan demektir. Hiç kimse Allah'tan mürşidini sormadan, o mürşide ulaşıp tâbî olmadan, onun ruhu vücudundan ayrılıp da Allah'a doğru yola çıkamaz. Onun için İslâm’da tâbiiyet, farzların en büyüğüdür. Tâbiiyet yoksa o kişinin ruhunun vücudundan ayrılması ve Allah'a ulaşması, hiçbir şekilde mümkün değildir.

Sevgili kardeşlerim! Bu istikamette kendinize düşen görevi yapın. İnsanlara anlatın! Anlatın ki; İslâm’ın 5 şartını yaşayanlar, namaz kılarak, oruç tutarak, zekât vererek, hacca giderek, kelime-i şahadet getirerek hedeflerine ulaşamazlar. Hiç kimsenin ruhu vücudundan ayrılmadan Allah'a ulaşamaz. O kişi ermiş evliya asla olamaz.

Sevgili kardeşlerim! İslâm âlemi hedeflerini unutmuşa benzer. Biz de Allah’tan öğrendiğimiz ilmi onlara anlatarak 7 safha ve 4 teslimi önlerine süreriz. Allahû Tealâ “Allah'a ulaşmayı dilemek.” diyor, “Mürşide tâbiiyet, ruhun Allah'a ulaşması, fizik bedenin teslimi, nefsin teslimi, muhlis olmak ve iradeyi Allah'a teslim etmek.” Tam 7 tane safhadan bahsediyor. Bu safhaların hepsi hedeflere ulaşmak için şart, sevgili kardeşlerimiz! Allah razı olsun.

SORU: Başka bir cemaate tâbîyim. Hacet namazı kılıp mürşidimi sormam mı gerekiyor?

CEVAP: Mürşidini kardeşimizin sorması çok daha doğru olur. Mürşid sahibi olmak, bir tesadüf olmamalıdır. Allah'tan sorulmalıdır. Allah o kişiye hangi mürşidin daha uygun olduğunu en iyi bilendir. Her mürşid birbirinden farklı özelliklerin sahibidir. İnsanların da hepsi birbirinden farklı özelliklerin sahibidir. Bu farklı özelliklerde birbirine en yakın olan iki kişi, Allahû Tealâ’nın bilgisi dahilinde olduğu için o kişinin standartlarına uygun olan mürşid hangisidir, en iyi onu Allah bilir. Allah'tan sorup Allah'ın gösterdiği mürşide veya onun bir vekiline ulaşmak en doğrusudur. Allah razı olsun.

SORU: “Ruh Allah'a 8 ayda ulaşıyor.” dediniz. Bu 8 ayda hangi ibadetleri yapmak gerekiyor?

CEVAP:  Bütün ibadetleri yapmak gerekiyor ama en çok yapılması lâzımgelen, devamlı artan bir zikir olmalıdır. Allah razı olsun.

SORU: Dualarımız ne zaman ve ne şekilde yaparsak kabul olur? Eğer duamız kabul olmuyorsa yapılması gereken nedir?

CEVAP: Sevgili kardeşlerim! İslâm, sadece dua etmekten ibaret olan bir dîn değildir. İslâm, muhtevasına en çok aldığı konunun İslâm olduğu ve bunun da neticesinin sona ulaşması için kişinin zikrini devamlı arttırması lâzımgeldiğini ifade ediyor. Dünyadaki en mutlu insanlar, daimî zikre ulaşmış insanlardır. Neden? Çünkü nefsimizin kalbindeki afetler devamlı şeytandan ilim aldıkları için, işaret aldıkları için bizi sadece negatif istikamette tesir altına alırlar. Ama eğer bir insan daimî zikre ulaşmışsa, nefsinin kalbinde hiçbir afet artık kalmamıştır. O kişi nefsinin kalbi nurlarla dolu olan bir insan olmuştur. Afetler nura dönüşmüştür. Nefsin kalbi daimî zikir sebebiyle kesintisiz bir şekilde nurlarla dolmuştur.

İşte o kişi dünyadaki en mutlu insanlardan biridir. Nefsinin kalbi hiçbir zaman onu sıkıntıya sokacak bir özelliğin sahibi olmayacaktır. Allah razı olsun.

SORU: Allah, bazı kullarına hastalık ve musîbet veriyor. Bazıları da Allah'ın emirlerine uymadıkları halde refah içinde yaşıyor. Allah'ın sevgisinin ölçüsü dünya ni’metleri midir?

CEVAP: Senin söylediğin bu olay, bunun öyle olmadığını kesin olarak anlatıyor. Allahû Tealâ’nın hedefleriyle insanların hedefleri, ne yazık ki çoğu zaman birbirine uymuyor. İnsanlar dünya ni’metlerini önde tutuyorlar. Biz, “Dünya ni’metlerinden vazgeçin.” demiyoruz kimseye. Dünya ni’metleri de insanların mutlu olması için bir sebeptir. Ama Allah'ın emirlerinin yapılması şartıyla…

Allahû Tealâ emirlerini niçin koymuş? İnsanların mutluluğu için! “Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, kelime-i şahadet getirmek, İslâm’ın 5 şartı.” diyorlar ama İslâm’ın şartı 5 değildir ki! Allah'a ulaşmayı dilemek ve Allah'a teslim olmak; 6. ve 7. şartları oluşturuyor.

Sevgili kardeşlerim! Teslimler:

1- Ruhunuzu Allah'a teslim edeceksiniz.
2- Fizik bedeninizi Allah'a teslim edeceksiniz.
3- Nefsinizi Allah'a teslim edeceksiniz.
4- İradenizi Allah'a teslim edeceksiniz.

O zaman gerçek anlamda bir İslâm olursunuz. Ruhunu, vechini (yani fizik vücudunu), nefsini ve iradesini Allah'a teslim etmiş bir insan. İşte gerçek İslâm, odur. Teslimlerini tamamlamış olan, bu sebeple İslâm adını almış olan birisi. Allah razı olsun.

- Allah sizden razı olsun Muhterem Efendimiz!

Muhterem Efendimiz! Bugün bize ulaşan soruların sonuna geldik inşaallah. Sizinle geçirdiğimiz her dakika, bizim için mutlulukların en büyüğü Sevgili Efendimiz!  

Tüm izleyicilerimiz, kardeşlerimiz ve bizler için her konuda mübarek dualarınızı diliyor, gül kokan mübarek ellerinizden sonsuz hasretle, hürmetle öptüğümüzü söyleyerek eğer uygun görürseniz Muhterem Efendimiz, yüksek huzurlarınızdan ayrılıyoruz. Muhterem Efendimiz! Sizi çok ama çok seviyoruz Muhterem Efendimiz! Kalbimizden inşaallah…

Sevgili izleyenler, dinleyenler! Allah hepinizden razı olsun. Hepinizi çok ama çok seviyoruz. Ve hepiniz için dua ediyoruz inşaallah.

Es selâmu aleykum ve rahmetullâhi ve berekâtuhu sevgili kardeşlerimiz!  

Allah hepinizden razı olsun.

İmam İskender Ali  M İ H R