}
Reenkarnasyon Bölüm 1 28.12.1993
Mp4 Mp3 Link

Sohbet Kodu: 90043

 


SOHBETİN ADI: REENKARNASYON-1
TARİHİ: 28.12.1993

Yüce Rabbimize hamd ederiz, şükrederiz ki bizleri yeni bir zikir sohbetinde bir araya getirdi. Bugünkü konumuz: Reenkarnasyon.

Reenkarnasyon demek; bir insanın nefsinin birçok bedenlerde bedenlenmesi. Bu istikamette iki tane büyük yanlış var. Birinci yanlış; ruhun birçok bedenlerde bedenlenmesi diye konuya bir yaklaşımda bulunulması. İkincisi de ruhun birçok bedenlerde bedenlenebileceğine inanılması. Her ikisi de doğru olmayan şeyler. Ama ne yazık ki bu, zülmanî bir ilim olarak karşımızda. Neden böyle söylüyorum? Biliyorsunuz ki Âdem (A.S)’a secde etmesi emredilen iblis, secde etmeyince Allahû Tealâ, onu huzurundan kovuyor ve iblis, secde etmiyor ve sonsuza kadar cehennemde cezalanmaya mahkûm oluyor. Bunun üzerine iblis diyor ki:
“Yarabbi, beni kıyâmet gününe kadar yaşat. Ben, bu insanları yoldan çıkaracağım. Eğer bana bu müsaadeyi verirsen (hayat müsaadesini verirsen), kıyâmet günü bu insanların çoğunu Sana şükreder bulmayacaksın.”

7/A'RÂF 14: Kâle enzırnî ilâ yevmi yub'asûn(yub'asûne).

(Şeytan): “Beas gününe (dirileceğimiz güne, kıyâmet gününe) kadar bana izin (mühlet) ver.” dedi.

7/A'RÂF 15: Kâle inneke minel munzarîn(munzarîne).

(Allahû Tealâ): “Muhakkak ki sen izin (mühlet) verilenlerdensin.” buyurdu.

7/A'RÂF 16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).

(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.

7/A'RÂF 17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).

Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.


İşte şeytan, bu noktadan itibaren insanlardan intikam almaya başlıyor ve insanları Allah’ın yolundan saptırmak için binlerce desise, hile icat ediyor. Bunlardan bir tanesi de bu reenkarnasyon olayı.

Bu konunun müntesipleri, birtakım iddiaların sahipleri. İddiaları genellikle şöyle bir zeminde sıralanıyor, diyorlar ki: “Bir insanın ruhu da her şey tekâmül ettiği cihetle tekâmül eder. Böyle bir tekâmül, çeşitli bedenlerde sağlanır. Yani bir insanın ruhu, bir bedende yaşar. O beden ölürken yeni doğmakta olan birisine geçer. O bedende de bir süre yaşar. İkinci beden ölürken yeni doğmakta olan üçüncü bir bedene geçer. Orada da bir süre yaşar. Böylece yüzlerce, belki binlerce bedende bedenlenen böyle bir ruh, en sonunda tekâmül edecektir. İşte bütün ruhlar, bütün bedenlerde tekâmül ede ede, öyle bir gün gelir ki bütün ruhlar tekâmül etmiştir. Artık tekâmülünü tamamlamayan hiçbir ruh mevcut değildir ve böylece Allah, kıyâmeti kopartır. Mademki tekâmül edecek bir ruh kalmamıştır, artık kıyâmetin kopması zamanı gelmiştir. Allah, kıyâmeti kopartır. Tabiî herkes tekâmül ettiğine göre de herkes cennete girer.”

Bu, bir safsatadır. Yalanın kuyruklusudur. Çünkü Allahû Tealâ, Kur’ân-ı Kerim’de bu konuların her birinin yanlış olduğuna dair belgeleri vermiş bize.

1- Kıyâmet koptuğu zaman bütün insanlar cennete girmez. İnsanların çoğu, mutlaka cehenneme girer. İki âyet-i kerime bunu söylüyor. A’râf-179’da Allahû Tealâ buyuruyor ki:

7/A'RÂF 179: Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîran minel cinni vel insi, lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).

Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.


“Biz, cehennemi, insanların ve cinlerin çoğu için yarattık.”

Sebe-20’de Allah buyuruyor ki:

34/SEBE 20: Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mu’minîn(mu’minîne).

Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü’minleri oluşturan bir fırka (Allah’a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.


“Şeytan, kıyâmet günü insanlara olan vaadini yerine getirdi. Mü’minleri oluşturan bir tek fırka hariç bütün fırkalar, şeytana kul oldular (mekânları, cehennem oldu).”

Öyleyse kaç fırka vardı da bunlardan bir tanesi kurtuldu? Bu sual, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e soruluyor. O da cevap veriyor: “73 fırka.”

Demek ki 73 tane fırkadan 72’si, ne yazık ki cehennemlik. Kurtuluşa ulaşabilen bir tek fırka var. Sayıları eşit olsaydı, demek ki insanların %2’si bile cennete giremeyecekti. Ama sayıların eşit olmadığını biliyoruz ve hangi sayının hangi fırkada olduğu da kesin olarak belli olmadığı için elimizde başka bir delil var. Bir toplumda; 1000 kişilik bir toplumda en az 501 kişinin cehenneme gireceği sonucuna ulaşıyoruz. Bu rakam, çok daha ötelere geçebilir.

Öyleyse Allahû Tealâ, bunu söylemişken kalkıp birisi size derse ki: “Hayır, doğru olan bu değildir. İnsanların hepsi, mutlaka cennete gidecektir.” Bunun kuyruklu bir yalan olduğunu siz de rahat rahat anlarsınız. Öyleyse bu birinci cepheden, reenkarnasyonun mümkün olmadığını gösterir.

Bir başka cepheye geçmek istiyorum. Dünyanın nüfusu, devamlı büyüyor. Bu reenkarnasyona inanan insanlarda ruhlar, devamlı vücut değiştirdiklerine göre sayıları kolay kolay artmayan bir fonksiyon eda etmeleri lâzım. Öyleyse zaman ilerledikçe, kıyâmete doğru yaklaştıkça yeni ihdas edilen ruhlar olması lâzım. Neden? Çünkü mevcut sayıya, mevcut nüfusa yeniler ilâve ediliyor. Ve ilâve edilen bu yeni nüfusla insanların sayıları arttığı cihetle eski bedenlerde yaşamış olan ruhların sayıları, yeni doğacak olanlara yetmemekte. Öyleyse mevcut nüfusa ilâve edilen, eski ruhların sayısının ötesine geçen bütün noktalarda yeni ruhların devreye girmesi lâzım. O zaman, kıyâmete yaklaştıkça bu yeni devreye giren ruhların tekâmül devreleri de kısalıyor. Öyleyse bu, tekâmül devreleri uzun olan ruhlara nazaran, bir haksızlık teşkil ediyor. Yetmez, yaklaşalım kıyâmet gününe; kıyâmet günü doğan bir çocuk, eğer mevcut nüfusun ötesinde yeni birisiyse bu mevcut nüfusun her birinde ruhlar mevcut olduğuna göre, o yeniden artan nüfus olarak doğan çocuğa, yeni bir ruh ulaştırması lâzım Allahû Tealâ’nın. Bu zavallı ruh ise hiç tekâmül edemeyecek demektir. Öyleyse Allahû Tealâ’nın adaletinden bahseden bu insanlar, bir büyük adaletsizliği gözler önüne sermiş olmuyorlar mı acaba?

Bütün bunların ötesinde Allahû Tealâ, kıyâmet günü bir insanın, onlar “ruh” diyorlar; ama aslında nefsi ile bedeninin birleşeceğini söylüyor ve şimdi Allahû Tealâ’nın ifade ettiği şey, son derece açık ve kesin. Çünkü bir beden, bu dünya üzerinde bir defa yaşar ve ona eşlik eden bir ruh, bir de nefs vardır. Ama hepsi de bir defa var olurlar sadece. Bir bedenin yaşadığı süreç içerisinde ona tâbî olan bir nefs vardır; onun muhtevası içinde bir nefs vardır, bir de ruh vardır. Yani nefs, ruh ve fizik vücut üçlüsü hep beraber sadece bir tek devre yaşarlar; fizik vücudun hayatı kadar.

Ölümden evvel veya sonra insan ruhu, Allah’a ulaşır. Ölümden sonra insanın nefsi berzah âlemine geçer. Kıyâmete kadar berzah âleminde yaşar ve kıyâmet günü, oradan gelerek tekrar fizik vücudun içine girmesi gerekir ki hesap vermek üzere, hayat filmlerini seyretmek üzere Allah’ın huzuruna yönelsinler. İşte bu nokta, fizik vücutla nefsin birleştiği noktadır; bir tek fizik vücut ve bir tek nefs olmak mecburiyetindedir ki her nefs, kendi fizik vücudunun içerisine girsin de beraberce hesaplaşabilsinler, hesaplarını beraberce görsünler. Ama şimdi reenkarnasyona inananların sahnesine bakın. Yüzlerce beden var ortada. Belki de onların ifadelerine göre binlerce beden var ama bunun karşılığında bir tek nefs var. Onlar, her ne kadar ruh diyorlarsa da bir tek nefs var ve bütün bedenler, bu tek nefsin içlerine girmesini istiyorlar ve aralarında kavga ediyorlar. Bir tanesinin içine bu nefsin girdiğini düşünelim. Acaba geriye kalan bedenler, nasıl hesap verecekler? Bu istikamette Allahû Tealâ ve Tekaddes Hazretlerinin âyetlerine, olayların hiç uymadığını net olarak görüyoruz.

Acaba Kur’ân-ı Kerim, birden fazla hayata getirilmek diye bir şeyin varlığından bahsediyor mu Kur’ân-ı Kerim’de? Hayır. Bu dünya hayatında insanoğlu doğuyor ve sadece bir defa ölüyor. Bir ikinci defa doğması ve yeniden ölmesi söz konusu değil. Zaten Allahû Tealâ, bu konuda reenkarnasyoncuların misal gösterdiği âyet-i kerimelerde, doğmak ve ölmekten bahsetmiyor. Ölmek ve diriltilmekten bahsediyor.

Bir insanın doğumu, diriltilmek değildir. Diriltilmek; kıyâmet günü tahakkuk eden olaylar dizisini ifade eder ve gerçekten insan, 2 defa öldürülür, 2 defa da diriltilir. İşte bu olay, bu kadar kesin ve açık hükümler ihtiva ediyor. Bakalım Allahû Tealâ, Kur’ân-ı Kerim’de biz insanların 2 defa ölümü ve 2 defa diriltilmesi konusunda neler söylüyor ki bunun dışında başka bir çözüm yok. Sadece bu olay var; 2 defa ölüm, 2 defa dirilme.

Bakalım Allahû Tealâ, neler söylüyor; Bakara Suresinin 28. âyet-i kerimesinde buyuruyor ki:

2/BAKARA 28: Keyfe tekfurûne billâhi ve kuntum emvâten fe ahyâkum, summe yumîtukum summe yuhyîkum summe ileyhi turceûn(turceûne).

Allah’ı nasıl inkâr edersiniz? (Kıyamet günü sur’a üfürüldükten sonra) siz ölü idiniz. Sonra sizi (kıyamet günü) diriltti. Sonra sizi (sur’a ikinci defa üfürüldüğünde) öldürecek. Sonra sizi (sur’a üçüncü defa üfürüldüğünde) diriltecek. Sonra (İndi İlâhi’de) O’na döndürüleceksiniz.


keyfe tekfurûne billâhi: Nasıl Allah’a karşı küfür sahibi olursunuz; Allah’ı inkâr edersiniz ki?
ve kuntum emvâten: Siz, ölüler idiniz.
fe ahyâkum: O zaman sizi diriltti.
summe yumîtukum: Sonra tekrar öldürecek.
summe yuhyîkum: Sonra tekrar diriltecek.
summe ileyhi turceûn (turceûne): Sonra O’na döndürüleceksiniz.

İmam İskender Ali M İ H R