}
Reenkarnasyon Bölüm 2 28.12.1993
Mp4 Mp3 Link

Sohbet Kodu: 90044

 

SOHBETİN ADI: REENKARNASYON BÖLÜM 2
TARİHİ: 28.12.1993

“Sonra tekrar diriltecek.”

summeileyhiturceûn (turceûne): Sonra O’na döndürüleceksiniz.

Mu’min-11’de de şunu söylüyor Allahû Tealâ:

40/MU'MİN-11: Kâlû rabbenâ emettenesneteyni ve ahyeytenesneteyni fa’terefnâ bi zunûbinâ fe hel ilâ hurûcin min sebîl(sebîlin).

(Kâfirler) dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün, iki kere dirilttin, böylece günahlarımızı itiraf ettik. Artık (buradan) çıkmaya bir yol var mı?"


kâlû: Dediler ki.
rabbenâ emettenesneteyni: Bizi, 2 defa öldürdün.
ve ahyeytenesneteyni: Bizi, 2 defa da dirilttin.
fa’terefnâ bi zunûbinâ: Biz, günahlarımıza arif olduk (günahlarımızı öğrendik, günahlarımızın neler olduğunu öğrendik).
fe hel ilâ hurûcin min sebîl(sebîlin): Acaba buradan çıkmaya (bu cehennemden çıkmaya) bir yol var mıdır?

İşte 2 tane âyet-i kerime, ikisinde de aynı şeyleri görüyoruz; 2 defa ölmek ve 2 defa dirilmek.

Şimdi bir insan, cehennemde bunu söylediğine göre, Kur’ân-ı Kerim bu kadar net bir şekilde olayı verdiğine göre; cehennemin bulunduğu devrede, insanların hepsinin kıyâmetten sonra cehenneme girdiği devrede artık dünya yok. Dünya adlı bir gezegen mevcut değil, yok olmuş. Bu yok olmuş dünyaya bir defa daha dönmek mümkün olabilir mi? Asla mümkün olamaz ve cehennemdeki insanlar bunu söylediğine göre, “Yarabbi! Bizi 2 defa öldürdün, 2 defa dirilttin” dediğine göre, cehennemden sonra da dünya mevcut olmayacağına göre, tekrar hayata dönmek söz konusu olmadığına göre, Kur’ân-ı Kerim altını çizerek şu büyük gerçeği söylüyor hepimize; bir insan 2 defa öldürülür, 2 defa diriltilir. İşte Allahû Tealâ’nın, Mu’min Suresinin 11. âyet-i kerimesinde söylediği realite bu.

Gelelim Bakara Suresinin 28. âyet-i kerimesine. Allahû Tealâ, burada kıyâmet gününden bir kesit veriyor bize ve o noktadan sesleniyor, diyor ki:

2/BAKARA-28: Keyfe tekfurûne billâhi ve kuntum emvâten fe ahyâkum, summe yumîtukum summe yuhyîkum summe ileyhi turceûn(turceûne).

Allah’ı nasıl inkâr edersiniz? (Kıyamet günü sur’a üfürüldükten sonra) siz ölü idiniz. Sonra sizi (kıyamet günü) diriltti. Sonra sizi (sur’a ikinci defa üfürüldüğünde) öldürecek. Sonra sizi (sur’a üçüncü defa üfürüldüğünde) diriltecek. Sonra (İndi İlâhi’de) O’na döndürüleceksiniz.


Burada olaylar dizisine beraber bakalım âyet-i kerimelerden, Allahû Tealâ’nın statüsünde ne var?

Bu dünyada doğuyoruz ve bir hayat geçiriyoruz. Sonunda da ölüyoruz. Eğer kıyâmetten evvel ölmüşsek, biz zaten ölüleriz. Kıyâmet günü yaşamakta devam ediyorsak, kıyâmet günü mutlaka öleceğiz. Yani kıyâmet noktasından geriye doğru baktığınız zaman bütün insanların öldüklerini göreceksiniz. Herkes ölü. Ve kıyâmet gününde Allahû Tealâ ve Tekaddes Hazretleri, zamanı tersine çeviriyor. Nereden biliyoruz? Allahû Tealâ ve Tekaddes Hazretleri, şunları söylüyor kıyâmet günü için:

“Dağlar, başlangıçtaki gibi dümdüz olduğu zaman, Dünya Güneş’le birleştiği zaman.”

Nasıl Dünya, Güneş’ten kopmuş ve ayrılmışsa onun tersi işlem oluyor ve Dünya’yla Güneş birleşiyor.

“Ay, Dünya’yla birleştiği zaman.” Nasıl Ay, Dünya’dan koparak yeni bir parça oluşturmuşsa o parçanın oluşması sırasındaki ayrılışın tam tersi olay tahakkuk ediyor, Dünya tekrar Ay’la birleşiyor; yani film tersine çalışıyor.

“Toprak, ölülerini kustuğu zaman.” Nasıl toprağa ölülerimizi veriyorsak, film geçmişten geleceğe doğru akarken zaman böyle cereyan ediyorsa gelecekten geçmişe doğru, zaman tersine döndüğü zaman, o zaman da ölüler toprağa nasıl girdiyse aynı şekilde film tersine çalışacağı için topraktan çıkarılıyor ve kişi, bir gün evvel sağ ise zaman o güne ulaştığı an o kişi, artık hayattadır.

Öyleyse zamanın geriye doğru dönmesi olayı boyunca, herkesin hayatta olduğu bir güne mutlaka ulaşılacak. Âdem (A.S)’ın da hayatta olduğu bir güne kadar zaman hep, insanların hayatı istikametinde geri dönecek ve kimin hayatta olduğu güne ulaşılırsa o kişi, yer çekimi kuvveti olmadığı için hayatta olduğu an, yer çekimi kuvveti olan tek alana yani İndi İlâhi’ye, Allahû Tealâ’nın huzuruna yükselecek. İşte böyle bir olay söz konusu kıyâmet günü.

Demek ki bütün insanlar, kıyâmet günü sur’a 1. defa üfürüldüğü zaman sağ iseler ölüyorlar. Ölmüşlerse zaten ölmüşlerdir. Öyleyse kıyâmet günü, zamanın ileriye doğru çalışması bittiği anda bütün insanlar ölmüş oluyor. Zaman bir an duruyor, ondan sonra tersine çalışmaya başlıyor. Neden böyle? Çünkü Allahû Tealâ, Enbiyâ Suresinin 30. âyet-i kerimesinde diyor ki:

21/ENBİYÂ-30: E ve lem yerallezîne keferû ennes semâvâti vel arda kânetâ ratkan fe fetaknâhuma, ve cealnâ minel mâi kulle şey’in hayy(hayyin), e fe lâ yu’minûn(yu’minûne).

İnkâr edenler (kâfirler), semaların ve arzın bitişik olduğunu görmediler mi? Sonra Biz, o ikisini (birbirinden) ayırdık. Ve her canlı şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmazlar mı?


“Evvelce göklerle yer, bir tek noktada idi. Sonra Biz, onları fetkettik (mekânlarından kopardık ve dağıttık).” Kâinat, hâlâ büyüyor. “O kâfirler, bunu akıl etmezler mi?” diyor.

Bu kâinatın büyümesi yani zamanın geçmişten geleceğe doğru akması nereye kadar sürecek? Kıyâmet günü, zamanın durmasına kadar. Niçin zaman duruyor? Çünkü büyüme duruyor. Büyümenin durduğu noktadan itibaren, büzülme başlayacak. Büzülmeyle beraber, zamanın da tersine çalışması ve her şeyin ait olduğu yere geri dönmesi. Sonuç mu? Bu koskoca kâinatın, küçüle küçüle, büzüle büzüle bir tek noktaya dönmesi ve bir tek noktada Allahû Tealâ’nın, bütün kâinatı toplaması, zamanın da tersine çalışmasının sonu.

İşte zamanın tersine çalışması sebebiyle herkesin hayatta olduğu bir güne mutlaka zaman geliyor ve insanlar hayatta oldukları gün, canlanıp (canlı olacaklar zaten o noktada) Allah’ın huzuruna yükseliyorlar. Ve ne oluyor? 1. defa ölmüş ve canlandığımız an, 1. defa diriltilmiş oluyoruz. Sonra ne oluyor? Sonra Allahû Tealâ, sur’a tekrar üfürtüyor ve İsrafil (A.S), sur’a 2. defa üfürdüğü zaman hepimiz bir defa daha ölüyoruz. İşte bu 1. defa sur’a üfürülüş; canlanmamız, arkasından da 2. defa sur’a üfürülüş, Yâsin-51’de Allahû Tealâ tarafından şöyle anlatılıyor:

36/YÂSÎN-51: Ve nufiha fîs sûri fe izâ hum minel ecdâsi ilâ rabbihim yensilûn(yensilûne).

Ve sur’a üfürülmüştür. İşte o zaman onlar, mezarlarından Rab’lerine koşarlar (uçarlar, yükselirler).


“Sur’a üfürülmüştür (1. defa) ve bakarlar, kabirlerinden Rabb’lerine doğru koşturuyorlar.”

Demek ki herkes, kabrinden dirilerek Rabbine doğru koşturuyor. Sonra bu canlanan insanların ölmesi söz konusu.

Zumer-68:

39/ZUMER-68: Ve nufiha fîs sûri fe saıka men fîs semâvâti ve men fîl ardı illâ men şâallâh(şâallâhu), summe nufiha fîhi uhrâ fe izâhum kıyâmun yanzurûn(yanzurûne).

Ve sur’a üfürülmüş, Allah’ın diledikleri hariç, göklerde ve yerde olanlar ölmüşlerdir. Sonra ona (sur’a) bir defa daha üfürüldüğü zaman onlar ayağa kalkarak bakınırlar.


“Sur’a tekrar üfürülmüştür. Yerlerde ve göklerde kim varsa hepsi ölmüşlerdir.”

Yani canlanan herkesin, bir defa daha ölmesi söz konusu. Sonra bir defa daha canlanmadan bahsediyor Allahû Tealâ. “Sonra sur’a tekrar üfürülmüştür. Bu defa kalkmış bakınıyorlar.” diyor.

Acaba Allahû Tealâ, bizi neden bir defa daha öldürüyor? Çünkü biz, bu dünyada oksijen alan, karbondioksit veren bir özellikle yaşıyoruz. Oysaki cennet veya cehennem hayatında ne oksijen almaya ne karbondioksit vermeye gerek kalmamakta. Ayrıca insanların birçok külfetlerden kurtulması söz konusu. Bu sebeple yeni bir vücuda ihtiyacımız var. Yetmez, Allahû Tealâ, bütün insanları aynı yaşta bir defa daha yaratmak istiyor. Aynı yaşta bir defa daha diriltmek istiyor. Bu sebeple kıyâmet günü hepimiz bir defa daha öldürülüyoruz; ikinci ölümümüz. Sonra da yeniden Allahû Tealâ, bizi diriltiyor. Ama hepimizi; kadınları ve erkekleri aynı yaşta ve cennet ve cehennem hayatını yaşayacağımız standartta yeniden vücuda getiriyor, yeniden diriltiyor. Ne oldu? İkinci dirilmemiz.

İşte bir insan, kıyâmet günü birinci defa dirilir; evvelce de ölmüştür. Eğer kıyâmet günü, kişiler yaşıyorsa onlar da kıyâmet günü ölmüşlerdir. Bu, ilk ölümümüz. Kıyâmet günü, zamanın tersine çalışması sebebiyle bütün insanların, dirilmesi söz konusu. Bu, birinci dirilmemiz. Sonra Allahû Tealâ, kıyâmet günü bizi tekrar öldürüyor; ikinci ölümümüz. Sonra da cennet ve cehennem hayatını yaşayacak şekilde yeniden diriltiyor; ikinci diriltilmemiz. İşte bundan sonra cennetlik veya cehennemlik olsun bütün insanların, Meryem-71’e göre cehenneme götürülmesi söz konusu.

19/MERYEM-71: Ve in minkum illâ vâriduhâ, kâne alâ rabbike hatmen makdıyyâ(makdıyyen).

Ve sizden biriniz (bile hariç olmamak üzere hepiniz), illâ (muhakkak) ona (cehenneme) varacaksınız. (Bu), senin Rabbinin üzerine (aldığı) kesinleşmiş bir hükümdür.


Cehennemde kalanların, burunları üstü sürtülerek cehenneme konulması söz konusu. Cennete gidecek olanların da cehennemden alınarak cennete ulaştırılmaları söz konusu. Böyle bir hedefe gitmeden önce son bir işlem var; yeniden cennet veya cehennem hayatına göre canlandırılan bütün insanların nefsleri berzah âlemlerinden gelerek onlara ulaşıyor ve bütün nefsler, bütün fizik vücutların içine giriyorlar. Her bir nefse karşılık, bir tek fizik vücut var ve ikisi gene beraber olup kendilerine ait olan hesap makinelerinin, hayat filmlerinin oynatılacağı sisteme geçiyorlar ve orada, onlara hayat filmleri doğuşlarından ölümlerine kadar gösteriliyor. Rakamlı bir kitap olarak yani hayatlarının her saniyesinde ya bir derecat kaybediyorlar ya da kazanıyorlar. İşte bütün bu derecatı gösteren bir de mizan veriliyor kendilerine ve böylece bütün insanlar, orada hayat filmlerini, doğuşlarından ölümlerine kadar seyrediyorlar. Allahû Tealâ diyor ki:

1- “Allah, yaptıklarınızı size kıyâmet günü gösterecektir.”
2- “Ağızlarınız mühürlenecektir. Uzuvlarınız, neler yaptıklarını göstereceklerdir ve söyleyeceklerdir.”
3- “Hiç kimsenin, kimseden gizlisi kalmayacaktır.” Yani herkesin hayat filmi, herkesin görebileceği şekilde gözünün önünde oynayacaktır.
4- Allah, hesabı çabuk görendir.” Niçin çabuk görendir? Çünkü burada 1000 yıl, Allah’ın indinde 1 güne eşittir.

Öyleyse bir insan 100 sene yaşasa, oradaki saati 24 saat kabul edersek; 24 saatin 2,4 saatinde bir kişinin 100 senelik hayatının filmi gösterilmiş olur. Herkesin hayat filmi, aynı anda gösterime girer ve birbirinin arkasından hayat filmleri tamamlanır. Yani bütün insanlar, 100 sene yaşamış bile olsalar, o insanların hayat filmleri 2,4 saatte tamamlanır. Bu sebeple Allahû Tealâ; “Allah, hesabı çabuk görendir.” diyor.

Ne görüyoruz? Demek ki bir insan, sadece 2 defa ölür, 2 defa da Allahû Tealâ tarafından diriltilir. Bu 2 defa ölümün, sadece 1.’si dünya hayatını yaşarken cereyan eder. Yani kısaca bu dünya hayatını yaşarken insanlar doğarlar ve 1 defa ölürler. 1 defa daha doğmak, 1 defa daha dirilmek. Ondan sonra da (1 defa daha dirildikten sonra) yeniden ölmek, yeniden dirilmek. İşte doğmakta olan bir bedene geçmek, bir ruh için bir nefs için hiçbir şekil ve şart altında mümkün değildir. Kur’ân-ı Kerim’imiz bu kadar açık ve net bir şekilde bunu yazıyor.

Peki, birtakım insanların iddiaları var, “Biz öldük. Ölürken ruhumuz, bir başka bedene geçti. O doğuyordu, biz de onun bedenine girdik ve işte bu bedenim, o beden.” diye iddialarda bulunanlar var. Ne yazık ki bu insanlar, normal insanlar değil. Bu insanlar için söz konusu olan şey, onların bedeninde mutlaka bir başka varlığın barınmış olması. İşte vücut değiştiren, o. O, cin.

Bir insanın bedenine bir cin girebilir mi? Bugün dünya üzerinde belki milyonlarca insan var; bedenlerine cinlerin girmiş olduğu ve o bedenlere hâkimiyet sağlamış olan cinlerin, bu bedeni idare ettiği milyonlarca insan. İşte bu insanlardan her kimin bedenine bir cin girmişse o bedeni kontrolü altında tuttuğu cihetle o kişinin bütün yaşantısını, bu cin çok iyi bilmekte. İşte bu cin, o beden ölürken başka bir bedene geçtiyse o bedende yeni bir hayat bulmuştur ve eski hayatını da A’dan Z’ye kadar son derece net olarak bilmektedir. İşte ikinci beden, bugün nerde hayattaysa o kişi, böyle iddialarda bulunuyor; “İşte ben öldüm. Öldükten sonra bir başka bedene girdim.” Hâlbuki bu iddiayı yapan aslında o insanlar değil. O insanların bedenlerini kontrolü altına geçirmiş olan cinler. Bu cinli insanları yakından bir incelemeye tâbî tuttuğunuz zaman, böyle bir diyalog içine girdiğiniz zaman bakıyorsunuz ki cinler duruma ne yazık ki hâkimler. Bedenleri, kontrolleri altına alıyorlar ve diledikleri gibi kullanıyorlar.

Birtakım hocalar var; cinci hocalar, insanları bu cinlerin şerrinden kurtarmaya çalışan. Birtakım hocalar da var insanların üzerine bu cinleri sevk eden. İşte bu cinler, evvelki bedende geçirdikleri o tecrübeyi, sanki ruh yaşamış gibi insanlara lanse etmek suretiyle Allah’ın bu büyük hakikatini yozlaştırmaya ve şekil değiştirtmeye çalışıyorlar. Yani aslında bir insan, bu dünya üzerinde 1 defa doğup sadece 1 defa öldüğü hâlde cinler, başka bedenlerde de yaşadıkları cihetle ki bir cinin ömrü 3000-4000 yıldır, böyle bir statü içerisinde cinlerin iddialarını, insanların iddiaları gibi değerlendirip insanları inandırmak istiyorlar ki “İnsanlar birçok defa dünya hayatına gelirler.” Muradları ne? Muradları, Allah’ın emirlerinin dinlenmemesi.

Şimdi düşünün, eğer bir insan şöyle bir düşünce tarzının sahibi ise, “Ben, bu dünyada yaşıyorum ve bu yaşantım sırasında da birtakım hatalarım var. Ama görüyorum ki mesela hırsızlık huyum yok. Öyleyse ben daha evvelki bedenlenmemde hırsızlık huyunu aşmışım. İşte bu bedenlenmemde de içki içiyorum, kumar oynuyorum ama belki bundan sonraki bedenlenmemde bunlardan da yavaş yavaş kurtulacağım ve her bedenlenmemde, bunlardan bir tanesinden muhakkak kurtulacağım için daha yüzlerce defa bedenleneceğim, neticede ben mutlaka bütün afetlerimden kurtulacağım yani mutlaka cennetlik olacağım. O hâlde ne gerek var benim bu hayatımda namaz kılmama, oruç tutmama, zekât vermeme, içki içmememe, kumar oynamamama? Ben bunlardan hepsini yaparım ama bundan sonraki hayatlarımda da yavaş yavaş tekâmül ederim. Neticede de mutlaka cennete giderim.”

Bu, neye götürüyor insanı? İsyana götürüyor.
Bu, neye götürüyor insanı? Nefsinin bütün afetlerine teslim olmaya yani mutsuzluğa götürüyor.

Şeytanın istediği şey nedir? Mutsuzluktur, huzursuzluktur. Allah’ın istediği şey nedir? Mutluluktur ve huzurdur.

Görüyorsunuz ki birtakım insanlar Allah’ın doğrularını, Kur’ân-ı Kerim âyetlerini de haksız yere kendi istikametlerinde yoruma tâbî tutmak suretiyle yalanlamaya çalışıyorlar.

Öyleyse reenkarnasyon diye tekrar tekrar başka bedenlere enkarne edilmek diye bir şey var mıdır? Bu sualin cevabı, Kur’ân-ı Kerim’de kesin şekilde verilmiştir; hayır, yoktur. Allah hepinizden razı olsun.

Bir şey daha ilâve etmek istiyorum sözlerime.

Eğer bunun dışında birtakım fikirlere mâlik olan insanlar varsa delillerini getirsinler. Onları, kamuoyunun önünde tartışalım. Biz, Mihr televizyonu olarak bu istikamette bütün tartışmalara açığız. Diledikleri zaman, diledikleri günler boyunca seminerler tertip edebiliriz. Paneller tertip edebiliriz. Herkese söz hakkı verebiliriz. Kimin, bize söylemek istediği bir söz varsa bize ulaşsın ve bu söylediğimizi yerine getirelim. Allah, hepinizden razı olsun.

İmam İskender Ali M İ H R